Yeni Nesil Annelik
Sosyal medya hepimizin hayatının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bebeklerimize vereceğimiz ek
gıdanın tarifinden tutun alacağımız oto koltuğuna varana dek hemen her şeye sosyal medya
aracılığıyla ulaşır olduk.

Peki biz ne ara çocuklarımıza da ‘’sosyal medya’’ aracılığıyla ulaşmaya başladık hiç düşündünüz mü?
Yalnızca bir çocuk psikiyatri hekimiyken fark ettiğim ve ardındaki dinamikleri merak ettiğim bir
konuydu bu. Üzerine bir de annelik rolü eklenince iyiden iyiye ilginçleşti olay. Neden diğer memeli
hayvanlar gibi sakince ve tantanasız geçiremiyorduk bu gebelik ve ardından annelik sürecini?
Daha bebek rahme düştüğü anda yapılmaya başlanan alışveriş listeleri, olmazsa olmaz gümüş meme
kapakları, baby shower’lar, gebelik fotoğraf çekimleri, ennn normal doğumu yapma yarışı ve hooop
bir bakmışsınız kucağınızda bir bebek. Kanlı canlı, gerçek, sürekli isteyen, istediği geciktiğinde haklı
olarak çığlığı basan, gece gündüz tanımayan, bir duş almayı bile lüks haline getiren ve hayatınızı bu
kadar değiştireceğini asla tahmin etmediğiniz minicik bir ayrıntı.


Ama durun bitmedi. Asıl yarış burada başlıyor. Üzerinize yüklenen yeni sorumluluklar yetmezmiş gibi
bir de ‘’en iyi annelik’’ yarışında yerinizi alıyorsunuz. Annelerimizin anneannelerimizin döneminde
komşu teyzelerin ve akrabaların üstlendiği rolü bu sefer sosyal medya alıyor ve size ne kadar yetersiz
olduğunuzu hissettirmeye yemin etmiş belli. Kaydırdıkça görüyorsunuz falanca influencer ın
çocuğunun beşiği bilmem ne markaymış, bir diğerinin oto koltuğu 360 derece dönebiliyormuş, hem
çocuğuyla günde 380 tane aktivite yapıp bir de üstüne sürekli fönlü saçlarla gezebiliyormuş.
Bebeğinin gözlerine bakmak yerine yine bebeğine yetebilmek için uykusuz gözlerle ebeveynlik
kitaplarını hatmetmek oldu annelik. Bu delilik hali bir pandemiye dönüşmüş durumda. Sanki dahil
olmazsanız geride kalacaksınız, bir şey kaçıracaksınız gibi hissettiriyor insana.
Aslında bebeğinizin tek ve en önemli ihtiyacı onu besleyen, kucaklayan, ihtiyaçlarına duyarlı bir
bakım veren yani çoğu zaman ANNE. Siyah beyaz zeka kartları ya da pahalı bir oyun halısı bu
sıralamada asla öncelikli değil. Onun gözlerinin içine bakmak, size gülümsemesini fark edip karşılık
vermek, teninin teninize değmesi, ellerinin yüzünüzde gezmesinden daha muhteşem bir aktivite de
hayal edemiyorum ben. Çünkü insanoğlu var olduğundan beri minik insanlar böyle öğrendi, böyle
gelişti. İletişim kurarak, yaşayarak, deneyimleyerek…


Bu nedenle sosyal medyanın bebeğimizle aramıza ‘’mükemmel annelik’’ baskısını koymasına izin
vermeyelim. Bebeklerimizin gerçek dünyaya adaptasyonu için mükemmel anneye değil, Winnicott’un
terimiyle ‘’yeterince iyi anne’’ ye ihtiyaçları var.

PAYLAŞ

YORUMLAR

Yorum Yap