Otizm Spektrum Bozukluğunun Erken İşaretleri

Otizm spektrum bozukluğu ya da kısaca otizm, yaşamın ilk yıllarında belirti veren bir nörogelişimsel bozukluk olarak tanımlanıyor. Temel olarak çocuğun sosyal iletişimde zorluklar yaşaması, kısıtlı ilgi alanlarının ve tekrarlayıcı davranışlarının olması ile kendini gösteriyor. Ancak tüm bu bilimsel tanımlamaların ötesinde, günümüz ebeveynlerinin taşıdığı en büyük endişelerin de kaynağı aslında. ‘’Çocuğum konuşmuyor, acaba otizmli mi???’’ sorusunu her yaştan ve eğitim düzeyinden anneden duyuyorum.

Çocuğumuzla ilgili içimize bir şüphe düştüğünde soluğu hemen ‘’google’’ da alıyoruz. Tek tek belirti tarıyoruz. ‘’Bizimki göz teması kuruyor ama ismine her seferinde dönmüyor sanki, yoksa dönüyor mu’’. Her kafadan bir ses çıkıyor, yanlış bilgiler havada uçuşuyor.

Tam da bu nedenle, çocuğunuzda hangi işaretleri gördüğünüzde bir çocuk psikiyatri hekimine başvurmanız gerektiğiyle ilgili bu yazıyı kaleme almak istedim. DİKKAT! Çocuğunuza kendi kendinize bir tanı koymaktan değil, riskli bir çocuğunuz olduğunun farkına varıp gerekli yardımı almaktan bahsediyorum.

Eğer çocuğunuz 6-9 aylıksa ve siz konuşurken yüzünüze bakmıyor, yeterli göz teması kurmuyorsa, ba-ba, da-da gibi hece tekrarlarından oluşan ‘’babıldama’’ dediğimiz sesleri çıkarmıyorsa, kucağa alınma ya da diğer insanlarla etkileşim beklentisi azsa, sosyal gülümsemesi yoksa bu durum çocuğunuzun riskli bir bebek olduğu anlamına gelir ve bu süreçte mutlaka takip edilmelidir.

Çocuğunuzun hayatının ikinci yılında ise göz temasında yetersizlik, parmakla işaret etmeme, insanlardan daha çok nesnelerle ilgili olma, taklit becerisinin yeterince gelişmemiş oluşu, oyuncaklarla atipik biçimde oynama, sosyal gülümsemenin yokluğu gibi belirtiler otizm riski açısından uyarıcı olmalıdır. Çocuğunuzun sizinle yeterince etkileşime geçmediğini, bazen duvar gibi tepkisiz olduğunu düşünüyorsanız, yaşıtları kadar konuşmuyorsa tüm bu belirtiler çocuğun bir çocuk psikiyatri hekimi tarafından değerlendirilmesini gerektirir.

Otizm Nedir Otizmli Bir Çocuğa Sahip Olmak – Özel Yardım Eli

Otizm tanısı alan çocukların pek çoğunda belirtilerin aslında 13-14 aylıkken görülmeye başlandığı biliniyor. Oysa bu çocukların çocuk psikiyatri hekimlerine başvurusu sıklıkla 2-3 yaş arasında ve genellikle konuşmada gecikme gibi bir nedenle oluyor. Konuşma gecikmesi herkes tarafından kolaylıkla gözlenebilen bir durum olmasına karşın ‘’babası da geç konuşmuştu zaten’’ diyerek geçiştirilebiliyor ve tanının konması gecikebiliyor. Çocuğunuzda konuşmada gecikme olabileceği gibi, söylenenin tekrar edilmesi olarak adlandırdığımız ekolali, aynı sözcüğün ya da sesin sürekli tekrarı gibi konuşma problemleri de görülebilir. Bu problemlere ek olarak, ismine bakmama, yalnızlığı tercih etme, diğer insanlara ilgisinin olmayışı, bye bye yapma, öpücük atma gibi becerilerin olmayışı, basmakalıp hareketler olarak adlandırdığımız dönme, sallanma, kanat çırpma gibi hareketler mevcutsa zaman kaybetmeden hekiminize başvurun.

Otizm spektrum bozukluğu tanısı ne kadar erken konulursa erken müdahale programları ile belirtilerin üstesinden gelmek o kadar mümkün. Hatta son zamanlarda, otizm spektrum bozukluğu  tanısı almış çocukların bir kısmının, bu müdahaleler sayesinde bu tanıdan kurtulabildikleri de öne sürülüyor. Ben özellikle annelerin çocuklarındaki farklılıklar konusunda asla yanılmayacağına inanıyorum. Lütfen geçer diye beklemeyin, inanın hekime başvurmakla kaybedecek hiçbir şeyiniz yok.

Son olarak, dil ve konuşma gelişiminde gecikmenin tek sebebinin otizm spektrum bozukluğu olmadığını belirtmek aileleri gereksiz bir endişeye sürüklememek adına oldukça önemli. Ancak bu duruma sebep olan etkenin belirlenmesi ancak bir çocuk psikiyatri hekimine başvuru sonucunda ayırıcı tanının yapılması ile mümkün.

PAYLAŞ

YORUMLAR

Yorum Yap