Sömestre tatilini nasıl geçirmeli?

/ Uncategorized

Çocuklar sömestre tatilini sabırsızlıkla beklediler ve nihayet bir eğitim dönemi geride kaldı. Tatil süresinin tamamının eğlence ve dinlenceyle geçmesine imkan olmasa da çocukların dinlenmelerine, özel zevkleri ile ilgili keyifli aktiviteler yapmalarına, yaşıtlarıyla bir arada olmalarına, oyun oynamalarına fırsat vermek, tatilin sonunda yeni döneme hazır olmaları için gerekli. Bunun yanı sıra, dersleri ile ilgili çocuklara sorumluk vererek ve tatil programını birlikte yaparak, bir birey olarak ona saygı duyduğunuzu gösterebilirsiniz.

Sömestre tatilinin nasıl geçmesi gerektiği ile ilgili olarak Uzman Pedagog Sevil Yavuz, ailelere önerilerde bulunuyor:

  • Çocuklar tatilin tadını çıkarmalı. Ailesiyle, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla, kimle isterlerse onlarla doya doya zaman geçirmeli. Buna çocuğun kendisinin karar vermesine fırsat vermeli.
  • Notlarının düşük olduğu dersleri gülümseyerek anlatmalı ve “artık ikinci dönem biraz daha fazla çalışarak düzeltirsin” diyerek moral vermeli. “Ben sana güveniyorum; ikinci dönem daha güzel olacak, daha başarılı olacaksın” gibi sözlerle çocuk yüreklendirilmeli ve bunu yapabileceğine inanıldığı gösterilmeli. Eğer özel desteğe ihtiyacı varsa tatil süresince fazla sıkmadan, özel ders desteği alınabilir.

cocuk_somestr_mkle

  • Çocuğun derslerinin hepsinde notları düşükse bunun nedeni araştırılmalı. Ailede çocuğu olumsuz etkileyen bir sorun mu var, okulda onu üzen bir olay mı oldu, çocukta öğrenme güçlüğü mü var; bunları bilip ona göre bir program uygulamalı. Bunları tespit edecek kişi ise pedagogdur. Başarısızlığın nedeni araştırılmadığında ve bunun için bir program uygulanarak olumsuz koşullar değiştirilmediğinde, sadece ek dersle çocuğun başarısını artırmak mümkün olmayacaktır.
  • Anne-babalar çocuklarını koşulsuz sevdiklerini göstermeli. Aileler sevgilerini çocukların akademik başarılarıyla koşullandırmamalı.
  • Çocuklar okula giderken erken kalktıkları için düzenli bir uyku saatlerinin olması önemli. Tatil zamanı çocuk erken kalkmayacağı için geç de yatabilir. Çocuklara uyku saatleri için baskı uygulanmamalı ve istedikleri saatte uyumalarına izin verilmeli. Çocukların gönüllerince eğlenmelerine ve dinlenmelerine fırsat verilmeli.

29694_0

  • Çocuğun tatilde olduğunu hissetmesi ve okulu, dersleri kısa bir süre için unutması sağlanmalı. Beraber hafta sonları, akşamları gezmeye gidilebilir. Müzeler gezilebilir. Çocukların yaşayarak öğrenmesine izin vermeli.
  • Çocuklar okulda yeterince kitap okuyup ödev yaptıkları için anne-babalar, “Tatilde kitap oku, şu alıştırma kitabını çöz ” gibi çocuğun yapması gereken şeylere karar vererek baskı yapmamalı. Anne-babalar, yoğun eğitim programından sonra çocuğun bu tatili hak ettiğini unutmamalı.

Uzman Pedagog Sevil Yavuz

www.pedagogsevilyavuz.com

Ek gıdaya nasıl geçilir?

/ Uncategorized

Anne sütü ilk 6 ay bebeğin tüm ihtiyaçlarını tek başına karşılar. 6 aydan sonra enerji ve demirden zengin ek gıdalarla anne sütünün desteklenmesi gerekir. Bebeklerde ek gıdaya geçmek için en uygun zaman 6. aydır. Hem bebeğin artan besin ihtiyaçlarının karşılanması hem de beslenmeyle ilgili yutma, çiğneme gibi ağız becerilerinin geliştirilmesi için bu geçiş çok önemlidir.

5.-6. aydan sonra bebek, artık anne sütünden daha yoğun ve kıvamlı besinlere alıştırılmaya başlanmalıdır. Bu özellikle öğürme refleksinin zayıflatılması için en uygun dönemdir. İstenirse yoğurt ve sulu muhallebilerle ek gıdaya ilk geçiş sağlanabilir. Buradaki amaç bebeği muhallebiyle beslemek değil; sütten daha kıvamlı, yoğun besini yutturmaya alıştırmaktır.1-2 hafta sonra artık daha pütürlü sebze ve meyve pürelerine geçiş kolay olacaktır.

timthumb

Ek gıdalara başlayınca anne sütü azalırsa ne yapmalı?

Her bebeğin hayatının ilk altı aylık döneminde sadece anne sütü alması çok önemlidir. Ancak ek gıdaya başlamak ve bebeğin bir yaşında erişkin diyetine geçebilecek hale gelmesi, bu arada yutmayı ve çiğnemeyi öğrenmesi de daha sonrası için önemlidir. O nedenle ek gıdalara mutlaka 6. ayda başlamak gerekir.

İlk yıl özelliklede 9. aya kadar anne sütü ağırlıklı beslemek, yeni tatlarla bebeği tanıştırmak önemlidir. 1 yaşından sonra ana öğünlerde ek gıda, gece beslemelerinde anne sütü vererek devam edebilirsiniz

Ek gıdalara başlarken dikkat edilecek konular nelerdir?

  • Ek gıdalar mutlaka bebek aç iken denenmelidir. Her yeni gıda tek başına denenmelidir.
  • Bebeğe verilecek ek gıda önce çok az denenmeli, daha sonraki günlerde miktar artırılmalıdır.
  • İlk denemede sevmediği bir gıdayı zorla vermemek gerekir.
  • Ek gıdaları kaşık veya bardakla vermek gerekir, biberon kullanmamalıdır.
  • Ek gıdaları hazırlarken, temizliğe çok önem vermek gerekir; cam rende, temiz su kullanmalıdır.
  • Bebeğe verilecek her gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır. Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekler, hazır meyve suları, kolalı içecekler, hazır çorbalar, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinler bebeğiniz için uygun değildir.
  • Hazırlanan yiyecekler oda ısısında 2 saatten fazla bekletilmemelidir, buzdolabında muhafaza edin.
  • Taze sıkılmış meyve suları sadece hazırlanan öğün için bebeğe verilmelidir.

Ek gıdaya geçerken altın kural

Ek gıdaya geçildiğinde hangi yemeğin ne zaman verileceğine bebeğe bakan kişi karar vermelidir.

Yemeği yiyip-yemeyeceğine veya ne kadar yiyeceğine bebek karar verir.

Unutmayın; bebeğiniz zorlamak iyi bir fikir değildir; ileride yeme problemlerine yol açar.

cf9b2643bc9a608074d502f2d108

Ek Gıdaya  geçerken bebeğin hazır olup olmadığı nasıl anlaşılır?

  • Bebek yetişkin yiyeceklerine ilgi gösteriyorsa,
  • Yiyeceklere ulaşmaya çalışıyorsa; hatta bazen ağzını oynatıyorsa,
  • Desteksiz oturabiliyorsa,
  • Ağzına aldığı besini ağzında çevirebiliyorsa ek gıdaya geçmeye hazır demektir.

Ek gıdaya geçişte ilk verilen besinler neler olmalı?

Muhallebi

Genelde pirinç unu ile yapılmış muhallebi besleyici değeri zayıf olduğundan ilk olarak tam yulaf unundan muhallebi hazırlanabilir.

Sebze püresi veya çorbası

Sebze çorbası için seçilen sebzeler mevsim sebzelerinden seçilmelidir. Alerji riskine karşı 1 ya da 2 sebze çeşidiyle başlanmalı ve 3 gün bekleme kuralına uyarak içeriği yavaş yavaş zenginleştirilmelidir. Sebzelerin besleyici değerlerini kaybetmemek için pişirme şekline ve saklanma koşullarına özen gösterilmelidir. Pürenin, çorbanın hafif pütürlü olması önemlidir.

Yoğurt

İdeal bir ek besindir. İnek sütünün aksine 4-6 ayda başlanabilir.

Meyve Püresi

Vitamin deposu meyveler ilk ek gıda olarak başlanabilir. 3 gün kuralı meyvelerde de geçerlidir. Besin değerlerini koruyabilmek için püre haline getirirken cam rende tercih edilmelidir ve püre haline gelince hemen kullanmak gerekir.

3 gün bekleme kuralı

Yavaş yavaş ek gıdaya başlayan bebeklere bir gıda ilk defa veriliyorsa yeni gıdayı denediği günden 3 gün sonra farklı bir gıdayla tanıştırmak gerekir. Böylelikle geçen 3 gün içinde;

*Alerjik reaksiyonları

*Olası yan etkileri ve hangi belirtinin hangi yiyecekten kaynaklandığı kolaylıkla anlaşılabilir.

Bebek ne kadar katı gıda almalı?

İlk gün bebeklere özel bir kaşık ile  1 tatlı kaşığı katı gıda verilmelidir.

Aynı süreç tercihen aynı öğünde birkaç gün boyunca devam ettirilmelidir. Alıştıkça miktar artırılarak zamanla bebek 1 öğün ek gıda alıyor hale gelecektir.

Bebek ek gıda istemezse ne yapılabilir?

Bebekler ek gıdaların kokusunu, yoğunluğunu veya tadını sevmeyebilir. Bu sık karşılaşılan bir durumdur. O dönemde anne; sevgi dolu sıcak bir ses tonuyla, inatlaşmadan bebeği beslenmeyi denemelidir.

Pütürlü gıda alırken bebek öğürürse ne yapılabilir?

Bebekler ilk pütürlü gıda ile karşılaştıklarında öğürmeleri çok normaldir. Bu durumda annenin tepkisi önemlidir. 5-7. ayda yarı katı gıdalar muhallebi, yoğurt gibi, sonra pütürlü sebze ve meyve püreleri sunulmalıdır.

İlk dönemde olan öğürme bebeklerde reflekstir. Bebek ağzındaki besini yutmaya çalışırken, yumuşak damak ve ağız boşluğunun arka kısımlarının uyarılması sonucunda öğürme istemsiz olarak ortaya çıkar. Önce kıvamlı sonra pütürlü gıda ile sorun yaşanmaz. Bu nedenle 6. ayda ek gıdaya başlamak çok önemlidir. 1 yaşından sonraya bırakılırsa bebeği ve aileyi daha uzun süre üzecektir.

Bebek öğürdüğünde anne soğukkanlı olmalı, olaya aşırı tepki vermemelidir. Öğürdüğünde pütürleri küçültmeli veya ağzına verilen miktar azaltılmalıdır. Asla bebeğe kızmamalı, telaşlanıldığı bebeğe fark ettirilmemelidir. Bu 9. aydan sonra azalır ve bu durum normaldir. Unutulmamalı ki bu dönem yeni dünyaya atılan yeni bir adımdır. O buruşmuş suratının hemen bir fotoğrafını çekin ve tarihe o anın notunu düşün!

 6-8 aylarda ek gıda önerileri:

Bebeğin demir ihtiyacı olduğu için sebze çorbalarına 1 çorba kaşığı yağsız dana kıyma eklenebilir. Sebzelerle birlikte haşlandıktan sonra önce tel süzgeçten geçirilip, ardından çatalla ezilmelidir. Blender kullanılmamalıdır. Öncelikle sunulması önerilen sebzeler; havuç, kabak, patates, domates ve ıspanaktır.

Yumurta

7-8 aylıkken yumurtaya başlanabilir. Her gün artırılarak 1 hafta sonunda 1 yumurtanın sarısına ulaşılabilir.

Kolesterol ve protein bakımından zengin olan yumurta bebeğin diyetinde haftada 2-3 yumurta sarısından fazla olmamalıdır. Alerjik reaksiyonlar için dikkat edilmelidir.

Beyaz peynir:

Tuzsuz olmasına dikkat edilmelidir. Kahvaltıda bir kibrit kutusu kadar yeterlidir. Küçük bir parça ile başlanarak her gün artırarak 1 hafta sonunda kibrit kutusuna erişilebilir.

7- 8. Aylarda dana eti, köfte verilirken balık ve tavuk ve hindi eti de başlanabilir.

7- 8. Aylarda nişastalı besinler; pilav, makarna verilebilir. Sindirim sistemleri bu besin maddelerini sindirebilecek kapasiteye sahiptir. Çiğnemeyi öğrenen bebek tarafından kolayca tüketilebilirler.

9- 12. Aylarda ek gıda önerileri:

Bu aylarda bebekler, aile sofrasına oturabilir ve yetişkinler için hazırlanmış besinleri tüketebilirler. Tüm kıymalı sebzeler, makarna, pilav vb. sunulabilir. Bu dönemde amaç; bebeğin erişkin diyetinde yer alan besinlere bilinen tatlarıyla alıştırılmasıdır. Bir yaşına kadar her türlü yiyeceğin lezzetine alıştırılmış bir bebekte iştahsızlık az görülür.

Bebeğimin doyduğunu nasıl anlarım?
Bebeğin yediği miktar her gün değişebilir. Bebeğin doyup-doymadığını verdiği birtakım sinyallerle anlayabiliriz:

  • Bebek mama sandalyesinde geriye doğru eğiliyorsa,
  • Kaşık uzatıldığında ısrarla kafasını çeviriyorsa,
  • Kaşığı uzattığınızda ağzını açmıyorsa,
  • Yemeğiyle, kaşığıyla oynamaya başladıysa, muhtemelen yemeğe devam etmek istemiyordur. Bebeğin yutması için yeterli zamanı vermeye dikkat edilmelidir. Bebek ağzınızdakini henüz yutmadıysa da aynı tepkileri verebilir.

Bebek yeni tatları reddediyorsa ne yapmalı?
Bebeklerin büyük bir çoğunluğu yeni tatlara karşı direnç gösterir. Bu son derece normaldir. Bu durumda; önce bir derin nefes alınmalı, işe yeni yiyeceklerle sevdiği yiyecekleri beraber vermekle başlamalıdır. Yeni yiyecekleri yemese bile gözünün alışması sağlanmalıdır. Ayrıca farklı zamanlarda bu yeni tadı farklı karışımlar yaparak yeniden sunulabilir.

Ek gıdaya başladıktan sonra 3 saatte bir sunarak, bebeğe su verilir. Böylelikle zamanla miktarı artacaktır. Yemeklerden önce verilen su karnın şişmesine ve yetersiz beslenmesine neden olur. O nedenle su, yemeklerden sonra verilmelidir.

Su miktarı yaş, cinsiyet, kilo ve boya göre değişir. Ortalama olarak;

6-12 ay arasında 30-100 ml.

1-3 yaş 1,3 lt

4-8 yaş 1,4 lt

9-13 yaş 1,2 lt.

Çocuğunuz saatte bir tuvalete gidiyor, idrar yoğunluğu normalse bu çocuğunuzun vücudunda yeterli su olduğu anlamına gelir. Bebeklerde ise günde 7 tane bez harcaması vücutta yeterli su olduğunun göstergesidir.

Yemek sırasında ne yapmak gerekir?

  • Bebeğe sunulan yiyeceğin aynısından kendinize de bir tabak koymalı ve karşısına geçip yemeli, bu sırada lezzetli bulunduğu belirtilmelidir.
  • Bebeğe sunulan yiyeceklerle eliyle oynamasına izin vermelidir.
  • Yemek yedirmek için ısrarcı olmamak gerekir.
  • Yemek zamanında mama sandalyesine oturarak ve aile sofrasına katılarak yeme yemenin sosyal bir olay olduğunu öğrenmesi sağlanmalıdır.
  • Yemeği televizyon olmayan, dikkatinin dağılmayacağı sessiz bir ortamda yedirmek gerekir.
  • Porsiyonları ufak tutmak gerekir.
  • Kolay çiğneyebileceği ve yutabileceği besinler tercih edilmelidir.
  • Acele yedirmek, yemek yemeye yeterli zaman tanınmaması ya da fazla uzun tutulması çocuğu olumsuz etkiler.
  • Bebek yemeği reddediyorsa dolu ya da yarısı dolu tabağı yaklaşık 30 dakika sora bir şey söylemeden önünden alıp, biraz zaman geçince yemek isterse aynı yiyeceği önüne koymalıdır; tekrar istemezse bu öğünde başka bir şey vermemek gerekir.
  • Bebeklerin çoğu acıktıklarında aksi olabilirler. Bu durumda yemek olarak iki alternatif sunup, tercih bebeğe bırakıldığında kontrolün kendisinde olduğunu bilmek kendisini iyi hissettirecektir.
  • Çocuklara zorla yemek yedirmemek gerekir. Yemek yemek eğlenceli ve zevkli bir süreç olmalıdır.

Esra Ertuğrul

Yüksek Hemşire & Anne Bebek Danışmanı

www.bebeimgeliyor.com

Çocukla otomobilde rahat etmenin yolları

/ Uncategorized

Birkaç püf noktayı göz önünde bulundurarak çocuklarla otomobilde rahat etmek ve keyifle yol almak mümkün. Püf noktaların temeli ise otomobilinizde çocuklarınızın rahat edeceği bir ortam hazırlamak.

Çocuğunuzu, çocuk koltuğuna oturtun ve kemerini bağlayın. Ülkemizde Haziran 2010’dan bu yana geçerli olan kurallara göre boyu 1.50 metreden kısa çocukların uygunluğu onaylanmış çocuk koltuğunda seyahat etmesi gerekiyor. 13 kg’dan hafif çocukların bebek koltuğunda, 9-18 kg arasındaki çocukların çocuk otokoltuğunda, 15 kg’dan ağır çocukların ise araç içi yükseltici koltukta oturması, hem güvenlik açısından hem de rahatlık açısından gerekli. Emniyet kemerine karşı çıkan çocukların, çocuk koltuğunda oturmasının ve emniyet kemerinin bağlı olmasının ne kadar önemli olduğunu anlamasına yardımcı olmakta fayda var.

 Cocukla otomobilde rahat etmenin yollari

Çocuğunuzun uyku saatini dikkate alın. Çocuklarınızla uzun mesafe bir yola çıkacaksanız; akşam uykusuna yatacağı vakit yola çıkabilirsiniz. Çocuğunuz yolculuğun çoğunda uyumuş olacağından; rahat bir yolculuk geçirmiş olursunuz. Çocuğunuzun düzenli bir uykusu yoksa eğer yemek yedirdikten 1 saat sonra yola çıkılabilir.

Çocuğunuzun yeterli şekilde sıvı tükettiğinden emin olun.  Çocuğunuzun tuvaleti ne kadar önemli bir konuysa, sıvı tüketimi de aynı şekilde önemli. Çocuğun yeterince sıvı almaması, huzursuz, keyifsiz  olmasına neden olabilir.

Yanınızda atıştırmalık bulundurun. Gideceğiniz yolun trafik nedeniyle uzun sürebilme ve çocuğunuzun acıkması ihtimaline karşın, yanınızda kolay tüketilebilir atıştırmalık bulundurun.

 Çocuklara rahat giysiler giydirin.  İçeriğinde yüzde 100 pamuk olan kıyafetleri tercih edin. Otomobilin sıcaklığına uygun, kolay giydirip çıkarılabilecek kıyafetler seçin.

Cocuklarla-Seyahatin-Puf-Noktalari

Yolculuktan keyif almasını sağlayın. Çocuklarınızın seyahat sırasında eğlenceli aktivitelerle meşgul olması,  yolculuğun daha sakin geçmesini sağlar. Çocuklarınıza oyalanabilecekleri oyuncaklar verin, ancak yumuşak olanları tercih edin. Ağır veya keskin oyuncakları seyahat esnasında araç içerisinde bulundurmayın. Özel çocuk CD ve DVD’leri ve çocuk kitapları da uzun yolda çocukların sıkılmasını önleyecektir.

Çocuklarınızın yanına yetişkin birini oturtun. Otomobil kullanırken sürücünün yola tam olarak yoğunlaşması gerekirken,çocukları izlemek için arkaya dönmek veya dikiz aynasından izlemek, sürücünün trafik üzerindeki dikkatini dağıtır. O nedenle çocukların yanında onlarla ilgilenecek yetişkin birinin olmasında fayda var.

Eşyalarınızı önem sırasına göre son girenin ilk çıkacağını düşünerek yerleştirin. Çocuklarla seyahatte eşyaları yerleştirdiğiniz yer önemli. Acil ihtiyacınız olacak eşyaları en son yerleştirin. Yiyecek, içecek, mendil, çocuk bezi, ilaç, oyuncak ve diğer temel eşyaları varış yerine kadar rahatça erişebilmeniz için aracınıza en son yerleştirin.

 

TUTUMLUANNE YENİ YIL KAMPANYASI!

/ Uncategorized

Yeni yıl yaklaşıyor. Çocuğunuza onun hayal gücü ve yaratıcılığını geliştirecek harika bir hediye almak ister misiniz?

Üstelik aldığınız hediyenin AYNISI hiç bir ek ücret ödemeden sizin adınıza Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’na bağışlanacak ve tedavi gören bir çocuğa armağan edilecek!

 Tutumluanne  ve Zamazuma işbirliği ile yapılan bu kampanya 31 Aralığa 2014’e kadar devam edecektir!

Bu güzel ürünleri incelemek ve  iki çocuğu birden sevindirmek için sizi Zamazuma Dükkanına bekliyoruz. Zamazuma dükkanına buradan ulaşabilirsiniz. Bu dükkandan alacağınız tüm ürünlerde başka bir çocuğu daha sevindireceğinizi unutmayın!!

Not: Satın aldığınız her oyuncak sonrasında hediye edilen her ürün için Kanserli Çocuklara Umut Vakfı tarafından size bir bilgilendirme & teşekkür maili gelecektir.

Zamazuma Dükkkanın’da ki ürünler hakkında daha detaylı bilgi almak ister misiniz?

PLAYCORN –Ekolojik Oyun hamuru (Ebevyn gözetiminde +18ay ; tek başına 3-12 yaş)
Ekolojik Oyun Hamuru ile sınırsız şekiller üretilebilir. Bu ürün çocuklarınızın zeka ve el becerilerini arttırır,yaratıcılıklarını destekler.

20141203_131648

Yaptığınız şekillerle eğlenmenin, eğlenirken öğrenmenin, arkadaşlarınızla güzel vakit geçirmenin ve yaptığınız şeylerle çevrenize hava atmanın ve yaratıcılığınızı konuşturmanın tam zamanı!

Playcorn ürünü; mısır nişastası ve doğal gıda boyası ile üretilmektedir. Bu ürün doğal,organik,çevre dostu, geri dönüşüme uygun nontoksik bir üründür. 18 ay ve üzeri çocuklarınız için kullanılan bu ürün, sosyal gelişim, yaratıcılık, motor hareket gelişimi, duyguların gelişimi, analitik düşünme, el ve göz koordinasyonu, fiziksel gelişim gibi katkılar sağlar.

Playcorn Ekolojik Oyun hamuru dışında Tutumluanne.com’daki Zamazuma dükkanında çeşitli hediye alternatifleri sizi bekliyor.
Zamazuma dükkanındaki uzmanlar tarafından önerilen ürünler ile ailelerin birlikte güzel zaman geçirmeleri, oyun süresinde geliştirici aktiveterin yapılıyor olması ve  sanat değeri taşıyan ürünlerin ortaya çıkması hedeflenmektedir.

Zamazuma ürünleri kendi çocuklarınız dışında hayatınızda yer alan diğer minikler içinde güzel bir hediye serisidir.

Minik ellerin sanat eserleri, yıllarca saklayabileceğiniz tablolar, çerçeveler ve oyuncaklara dönüşür ve evinizin en güzel köşesinde sergilenir.

Bu güzel ürünleri incelemek ve hem iki çocuğu birden sevindirmek için sizi Zamazuma Dükkanına bekliyoruz. Zamazuma dükkanına buradan ulaşabilirsiniz. Bu dükkandan alacağınız tüm ürünlerde başka bir çocuğu daha sevindireceğinizi unutmayın!!

 

MUZİPO KİDS

/ Uncategorized

Çocuğunuzla nasıl vakit geçiriyorsunuz? Günümüzde hem çalışan hem de çalışmayan tüm annelerin çocuğu ile kaliteli zaman geçirmenin peşinde olduğu bir gerçek. Çocuğunuz dünyaya geldikten sonra 6.aydan itibaren eğitici oyuncaklar yapılan faaliyetler 18.aya gelindiğinde yetmemeye başlıyor, çocuklar sosyalleşmek, başka çocuklarla vakit geçirmek, değişik oyunlar oynamak ve en önemlisi çocuklara özgü muazzam enerjilerini fiziksel aktivite ile boşaltmak istiyorlar. İşte bu noktada annelerin imdadına Muzipo Kids’ yetişiyor! Türkiye’nin ilk çocuk hareket üssü olan Muzipo Kids “18 ay – 12 yaş aralığındaki her gelir seviyesinden çocuğun hareket edebileceği alanlar oluşturmak ve toplumda erken yaşta egzersiz ve oyunun önemi ile ilgili farkındalık yaratmak” misyonu ile 2011 yılında kuruldu. Şu anda 5 ilde 14 merkezde anneleri ve çocukları buluşturuyor.

Muzipo Kids tam bir çocuk kulübü! Neler mi yapılıyor?

•             3-12 yaş hareket eğitimi,

•             2 yaş fiziksel aktivite destekli oyun grubu

•             18-24 ebeveynli oyun grubu

•             Atölye çalışmaları

•             Hareketli ve temalı eğlenceli doğum günü partileri

Hareket eğitiminde, uzmanlarca hazırlanmış, denge, kuvvet, tırmanma, sıçrama, vücut koordinasyonu, dayanıklılık gibi becerileri geliştirmeye yönelik, jimnastik alt yapılı ve oyunlarla zenginleştirilmiş bir program uygulanıyor.

Muzipo

 

18-24 ay arası ebeveynli ve 2 yaş fiziksel aktivite destekli oyun grubunda ise çocuklara erken yaşta egzersizin öneminin farkındalığı yaşatılırken, butik bir ortamda sosyalleşmesi , ilk arkadaşlıklarını kazanması amaçlanmıştır. Derslerde fiziksel aktivite saatinde kaba motor gelişimi , atölye saatinde ise bilişsel gelişimleri destekleniyor.

Muzipo Kids merkezlerinin amacı hareketi seven nesiller yetiştirmek, çocukları teknoloji bağımlılığından uzaklaştırıp kendi yaş gruplarıyla beraber sosyelleşmelerini sağlamaktır. Hareketi, oyunu ve eğitici hobileri erken yaştan itibaren hayatın bir parçası, hayat tarzı haline getirmektir.

Bu hizmetlerin dışında çocuklar için; eğlenceli ödev saati, seramik, drama, resim, orff, aikido, yoga, ritm müzik gibi atölye ve kurs çalışmaları, ebeveynler için de çocuk yetiştirme ile ilgili seminerler de düzenleniyor.

Muzipo

 

Muzipo Kids Merkezleri

İstanbul: Kozyatağı, Koşuyolu, Çekmeköy, Beylikdüzü, Florya, Bahçelievler

İzmir: Bornova, Mavişehir, Balçova, Göztepe, Gaziemir

Ankara: Ümitköy

Antalya: Lara

Muğla: Bodrum Konacık

Bu hem faydalı hem eğleneceli merkezlere çocuğunuzu  götürebilmeniz için Muzipo Kids’den  Tutumluanne.com üyelerine indirim fırsatı!!

Aralık ayı sonuna kadar tutumluanne.com’da tek seferde 100TL’lik alış ya da satış yapan tutumluanne.com üyelerine Muzipo Kids’den 3-6 aylık üyeliklerde veya doğumgünü kutlamalarında %15 indirim çeki hediye! Hediye çeki Muzipokids’e ilk defa üye olacaklara verilmektedir. İndiriminizi almak için koşulları yerine getirdikten sonra info@tutumluanne.com’a mail atmanız yeterli olacaktır.

TAmuzipoMAILING02

 

 

Çocukta Özgüveni Geliştirmek

/ Uncategorized

Günümüzde ebeveynlerin zihnindeki ideal çocuk figürünü tarif ettiğimizde özgüveni yüksek, kendisini iyi ifade edebilen çocuklar karşımıza çıkıyor. Ancak bu çocukları yetiştirmek maalesef çok da kolay değil. Peki çocukların özgüven sahibi olmasını ve kendisini iyi ifade etmesini etkileyen şeyler nelerdir, bu konuda neler yapılabilir?

Bu soruların yanıtlarını ararken öncelik ile mizaç kavramı karşımıza çıkmaktadır. Doğuştan getirdiğimiz özelliklerimiz gelecekteki davranışlarımızda belirleyici olabilmaktedir. Genetik yapı ve bireysel farklılıklarımız gelişimimizi etkilemektedir. Dünyaya yeni gelmiş bir  bebeğin bile ağlama sıklığı, tepkileri değişebilmekte ve mizaç ilk olarak bu tepkiler ile ortaya çıkabilmektedir. Çocuğun dışadönüklüğünü etkileyen bir faktör olarak mizacı da ele almak gerekmektedir.

Buna ek olarak öğrenmelerimiz kendimizi ifade ediş tarzımızı, tehlike algımızı ve tepkilerimizi yönlendirmektedir. Bu öğrenmelerin nasıl olduğuna dair görüşlere baktığımızda sosyal öğrenme yaklaşımı ilk olarak karşımıza çıkacaktır. Anne, baba, öğretmen gibi yetişkinlerin veya akranların gözlenmesi yolu ile çocuğun davranışları şekillendirilebilmektedir. Özellikle anne babanın girişkenlikleri ve özgüvenleri çocuğun durumlara verdiği tepkilerde önemli birer model olarak değerlendirilmektedir.

indir (1)

Ebeveynlerin model olma dışında davranışı yönlendiren bir yönü de çocuğa verdikleri tepkilerdir. İlk adımlarını atan bir bebeğie aşırı koruyucu tepkiler vermek son derece olasıdır ancak bu tepkilerin süreğen hale gelmesi ve çocuğa karşı geliştirilen aşırı korumacı tutumlar, çocuğun risk almasını ve tehlike algısını yönlendirmektedir.

Tüm bunların yanında travmatik olaylar, yoğun stres gibi faktörler içe kapanmaya yol açabilmektedir. Akranlarının kendisi ile alay ettiğini gören bir çocuğun özgüveni zedelenebilmekte ve kaçınma davranışlarına yol açabilmektedir. Bunun yanında şehir değişikliği, anne babanın boşanması gibi büyük yaşam  olayları çocuklarda travmatik etkiler yaratabilmekte ve bu sürecin doğru yönetilememesi çocuğun özgüvenini etkileyebilmektedir.

Ebeveynlere özgüven gelişimine dair öneriler sunacak olursak ele almak gereken ilk soru ‘Sizin özgüveniniz nasıl?’ olacaktır. Ebeveynlerinin kaygılarına şahit olan bir çocuk için dünyada en güvendiği insanların tedirginliği korku yaratacak ve çekingen tepkiler vermesine neden olabilecektir. Bu noktada ebeveynlerin girişkenlikleri ve cesaretlendirici tavırları oldukça önemlidir.

Bunun yanısıra çocuğa sunulan fırsatlar da  değerlendirilmelidir. Evde aile yaşamına dair konularda fikri alınan çocukların özsaygı gelişiminin destekleneceği düşünülmektedir. Bir birey olarak aileye dair konularda çekinmeden fikrini sunabilen çocuğun özgüveni olumlu etkilenecek ve kendisini ifade etme becerisi geliştirilecektir.

images (3)

Aşırı korumacı tutum yerine daha demokratik ailelerde yetişen çocukların özgüvenlerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Ebeveynlerin yaş ve gelişim özelliklerine göre çocuğun yapabileceklerini farkında olması burada oldukça önemlidir. Örneğin 6 yaşına gelmiş ve hala kendi başına yemek yiyemeyen bir çocuk hem akranları arasında kendisini yetersiz hissedecek, hem de ebeveynine duyduğu ihtiyaç artacaktır. Bunun için ebeveynlerin yaşa bağlı gelişim özelliklerini inceleyerek beklentilerini bu yönde şekillendirmeleri gerekmektedir.

Tüm bunlar yapılmasına rağmen özgüven konusunda desteğe ihtiyacı olan çocuklar da olabilmektedir. Bu noktada çocukların özellikle iyi olabilecekleri; ilgi duydukları spor, müzik, resim, drama gibi alanlara yönlendirilmeleri fayda getirmektedir. Bir alanda kendisini gerçekleştirebilen çocukların ‘bu alanda ben iyiyim’ fikri yerleşeceğinden kendisine olan güveninin artacağı düşünülmektedir. Yeni ortamlara girmenin de çocukların kendisini ifade etme becerisini artırdığı bilinmektedir.

images (4)

Dışadönüklüğün geliştirilmesi için profesyonel bir destek eşliğinde uygun yönlendirmelerin yapılması gerekmektedir. Çocuğun bir uzman tarafından ihtiyaçları, düşünceleri değerlendirildikten sonra oyun terapisi, sosyal beceri ve atılganlık eğitimi gibi çalışmalar da fayda getirmektedir.

 

Psk. Özge Esra Kaboğlu

Otizme karşı güç birliğine davetlisiniz

/ Uncategorized

Nisan ayı, Otizm Farkındalık Ayı. Teşhisinin ve tedavisinin günümüzde bile netlik kazanmadığı, gittikçe sayısının arttığı bir rahatsızlık olan otizmi tanımamak, hem otizm ailelerini hem de çevrelerini çokça kaygılandırıyor. Hem otizmi yaşayan aileler hem de bu kişilerin bulunduğu çevreler, bu spektrumu yaşayan kişi ile nasıl iletişim kurulabileceği konusunda çokça zorlanıyor. Aslında her şeyden önce iletişimin temelinde empati var ve otizmi yaşayan kişiyi anlamaya çalışmak, onlarla bir arada yaşamayı kolaylaştırmanın ilk koşulu.

Uzman Psikolog Pınar Mermer, bu konuda bakın neler söylüyor:

“Otizm spekturumundaysanız başkalarının düşüncelerini, bazen yüz ifadelerini anlamak sizin için çok zordur. Şimdi karşımızdaki insan ne hissederse hissetsin, ne düşünürse düşünsün ifadesiz bir yüz ve düz bir ses tonuyla konuştuğunu düşünün. Çevrenizdeki herkes böyle. Anlam yok. Aklından ne geçtiği, ona göre nasıl davranmanız gerektiği konusunda hiçbir fikriniz yok. Ne kadar yakın mesafede durulması gerek, sosyal ipuçlarını izleyerek öğrenemediğiniz için bilemiyorsunuz. Espri yapılıyor ama soyut kavramlarla aranız iyi değil ve espriyi anlayamıyor ya da alınıyorsunuz. Mesela ‘bu işlemi kafadan yap’ deyince ‘karnımdan yapayım’ diye cevap veriyorsunuz! İnsanlar da garipsiyor. Sizle arkadaş olmaya pek de yanaşmıyorlar. Sıkışmış hissetmez misiniz? Çaresiz? Yorgun? Hayal kırıklığına uğramış? Kızgın? Otizm spektrumundaki kişiler böyle hissediyor ve her an ne olduğunu anlamadıkları durumlar içinde buluyorlar kendilerini. Bazıları büyük büyük sözler edebiliyor; ancak çoğu zaman anlamını tam özümsemeden taklit düzeyinde konuşabiliyorlar. Söylediklerinizi algılamayabiliyor, duygularını tanıyıp ifade edemiyorlar. Bu nedenle yoğun bir kaygı hissediyorlar. Kaygıyla baş edecek kaynaklara sahip değiller ve kendi kendilerini zor kontrol ediyor, patlamalar yaşıyorlar. Değişime ayak uydurmak onlar için çok zor. Böyle yaşamak sizce kolay mı? Yeterli anne babalık empati yapmayı öğrenmekte gizlidir.”

Otizmi farketmek, farklılıkları öğrenip yaşamı paylaşmak gerekiyor. Çocuklarımızı beraber büyütürken birbirimizi tanımaya ihtiyacımız var. Kaynaştırma sadece okulda değil, yaşamın her alanında.

Sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde bu ayki Tutumluanne Pedagoji Günleri’ni Otizm Dostları Derneği (ODDER) ile beraber düzenliyoruz.. Uzman Psikolog Pınar Mermer ve ODDER Eşbaşkanı İrem Afşin’i konuşmacı olacağı seminer, 26 Nisan Cumartesi günü, Algı Özel Eğitim Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek. Tüm anne-babaları Tutumluanne Pedagoji Günleri’nin 3.sü ve OTİZMİ FARKET YAŞAMI PAYLAŞ 9.#AnnelerBuluşuyor Etkinliği’ne davet ediyoruz. Katılım için lütfen info@tutumluanne.com e-posta adresi ile iletişime geçiniz.

TApedegojigunleriMAILING-4

 

DOĞUMA VE BEBEK BAKIMINA HAZIRLIK İÇİN DOĞRU ADRES

/ Uncategorized

Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz günü hatırlıyor musunuz? Ne çok duygu bir aradaydı değil mi? Sevinç, şaşkınlık, coşku, belki de biraz panik ve korku? Belki de ben ne anlarım çocuk bakmaktan bu konuda hiç bir şey bilmiyorum dediniz içinizden. Aslında o paniklerin yersiz olduğunu sonradan anlıyorsunuz, annelik içgüdüsü, annelik iç sesi artık adına ne derseniz deyin sizi bir şekilde yönlendiriyor en doğrusuna.

Ama yine de merak etmek, araştırmak, öğrenmek ve elbette en önemlisi başka annelerin tecrübeleri size rehberlik ediyor. Bugün sizi annelere ve anne adaylarına yıllardır çok doğru bir şekilde rehberlik eden önemli bir isimle tanıştırmak istiyoruz: Esra Ertuğrul.

indir

Esra Hanım İstanbul Üniversitesi Florence Nigtingale Hemşirelik Yüksek Okulu mezunu, oldukça deneyimli bir hemşire. Yıldız Üniversitesi Pedagojik Formasyon Sertifika Programını bitirmesinin yanı sıra İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü Hastane ve Sağlık Kurumları Yöneticiliği İhtisas Programını tamamladı. İstanbul Üniversitesi Kadın ve Çocuk Sağlığı Araştırma Eğitim Biriminde Eğitim Hemşiresi olarak çalıştı. Burada kliniğe gelen anne ve baba adaylarına Unicef’in ve Avrupa Topluluğunun desteklediği bir proje kapsamında Hamile Eğitim programında, programı hazırlayan ve eğitim veren olarak çalıştı. Marmara üniversitesi Sağlık Kurumları Yöneticiliği Ana Bilim Dalında Yüksek Lisansını tamamladı. Halen Özel bir hastanede IVF ( Tüp Bebek)Koordinatörü olarak görevine devam etmektedir.

2008 yılından beri Bebeimgeliyor Doğuma ve Bebeğe Hazırlık kursunda eğitimler vermektedir.

Bu eğitimler;

1)Doğuma hazırlık

“Doğum dönüşüm için en muazzam zamandır: Bir bebek doğar, bir kadın anne olarak doğar, bir erkek baba olarak ve bir aile aile olarak doğar.”  -  Gurmukh Kaur Khalsa

Doğumu doğru öğrenip,  korkulardan özgürleşerek, eşiniz ve bebeğinizle yapacağınız bu en özel yolculuğun neşesini hissedip, tadını çıkarmanız için size destek olacağız :) )

images

2)Doğum sonrası bebek bakımı ve bebek için alış veriş

Bu eğitimdeki amaç, bebeğiniz dünyaya geldikten sonra evde ki düzeni kolayca kurabilmenize yardımcı olabilmektir. Ağırlıklı olarak bebek ve bakımından bahsedeceğiz.

3)Emzirme

Bu eğitimdeki amaç size, emzirmenin gayet doğal olduğu güvenini vermektir.

Vücudunuz daha şimdiden kendiliğinden buna hazırlanmaktadır.Emzirmek kolay öğrenilir, ancak bazı küçük şeyler yüzünden çok zahmetli bir hal alabilir. Güçlüklerden kaçınmanız amacıyla, emzirmeyle ilgili en önemli şeyleri bu eğitimde.

Anne-Sutu-ve-Emzirme

4)Ek gıdaya Geçiş

Hepimiz bebeklerimiz doğduğunda nasıl bebeğimi emzireceğim, sütüm yetiyor mu gibi kaygılar yaşadık. Zamanla herkes belli bir düzen oluşturdu.

Tam “oldu” derken bebeklerimizin artık ek gıdaya geçmesi gerekiyor. Bu dönem çoğu anne için yine bir kaygı, kafa karışıklığı demek. Eğer sizin de kafanız karışıyor, acaba nereden başlasam, doğru mu yapıyorum acaba gibi kaygılar taşıyorsanız bu eğitimim tam size göre.

5)Bebekte rutin oluşturma

6) Baby led weaning- bebeğin kendi kendine beslenmesi

7) Bebek masajı

Esra Hanım ayrıca 2008 yılından beri e-mail ya da sosyal medya üzerinden kendisine ulaşan annelere Gönüllü Emzirme danışmanlığı yapmaktadır.

Bebeimgeliyor adlı bloğunda eğitimleri ve deneyimlerini paylaşmaktadır.

Siz de bir anne adayı ya da yeni doğum yapmış bir anneyseniz;  doğum, bebek bakımı, bebek alışverişi, emzirme  gibi konularda sorularınız, merak ettikleriniz, endişeleriniz ya da sıkıntılarınız varsa doğru adres kesinlikle Bebeimgeliyor Geliyor kursları. Kendisi de bir anne olan Esra Ertuğrul tecrübeleri ile sizi rahatlatacak ve en doğru bilgileri almanızı sağlayacaktır.

Kurslar haftasonları, İstanbul’da gerçekleşmektedir. Eğitimlerle ilgili detaylı yer ve saat bilgisine  Bebeimgeliyor sayfasından ulaşabilirsiniz.

Tutumluanne.com olarak biz de bir takipçimize bu kurslardan dilediğini bir tanesini hediye etmek istiyoruz. Bunun için yapmanız gereken  şey Tutumluanne.com’a üye olmak ve blog yazısına herhangi bir yorum bırakmak. Çekilişimiz 17 Nisan saat 21:00’de random.org aracılığı ile yapılacak ve sosyal medya hesaplarımızdan duyurulacaktır.

Ayrıca Bebimgeliyor Eğitimlerine gitmek isteyen tüm Tutumluanne’lere %25 indirim veriyor. 30.06.2014 tarihine kadar geçerli olacak bu fırsat için yapmanız gereken tek şey info@tutumluanne.com’a eğitimlere katılmak istediğinize dair mail atmak.

İster çekilişi kazanın ister indirim alın her durumda dilediğiniz gün ve saatte ki eğitimi seçebilirsiniz, bunun için eğitime gitmeden önceden Bebeimgeliyor ile iletişim kurmanız yeterli.

Tüm anne adaylarına ve yeni annelerimize bebeklerini mutlu ve huzurlu bir şekilde büyütmeleri dileğimizle.

ÇOCUKLARDA GÖZ TEMBELLİĞİ

/ Uncategorized

GÖZ TEMBELLİĞİ NE DEMEKTİR?

Görmenin gelişebilmesi için her iki göz görme eksenlerinin birbirine paralel olması,görüntünün her iki gözün birbirine uyan ağ tabaka noktasına aynı büyüklük,parlaklık,renk ve netlikte düşmesi gereklidir.Eğer ki bu ön şartlardan biri ya da birden fazlasının varlığında yani örneğin eksen paralelliğinin bozulmasında ( Şaşılıkta ) ,görüntüdeki büyüklük,netlik farklılığında ( Kırma kusurlarında ) ya da görüntüdeki gözün saydam ortamlarındaki saydamlık azalmasına neden olan hastalıklarda ( Doğuştan Katarakt gibi ) bir gözün görmesi gelişemezse oluşan tabloya GÖZ TEMBELLİĞİ denir.

Genellikle tek gözde oluşur. Görünme sıklığı fazladır ve hemen her 100 kişiden üçünde görülmektedir. Teşhisi son derece zor ve ancak uzman bir gözün fark edebileceği bir rahatsızlıktır. Çoğu vakada göz tembelliğine yol açan durumlar kalıtsal olabilir. Özellikle ailesinde göz tembelliği olan çocuklar ,zor doğum geçiren çocuklar,akraba evliliklerinden doğan çocuklar göz doktoru tarafından mutlaka erken devrede muayene edilmelidir. Göz tembelliğinin tedavisi için en ideali , erken tanı ve okul çağı başlayana kadar tedavinin tamamlanmasıdır .

CC

TEŞHİS İÇİN EN UYGUN YAŞ NE ZAMANDIR?

Aile hikayesi olanlarda,doğum travması geçirenlerde,akraba evliliklerinde mümkün olan en kısa sürede muayene ve takip gereklidir.Şaşılık dışındaki nedenlerle gelişebilecek göz tembelliklerinde tedavinin başarısı ailenin eğitim seviyesi ve duyarlılığı ile çok yakından alakalıdır.Bunun dışında 2 yaş civarında her bebeğin muayenesi erken tanı ve tedavi için gereklidir.

EE

 GÖZ TEMBELLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR ?

Bunlardan birincisi şaşılıktır, şaşılık denilen kusurdan dolayı kayan gözde tembellik oluşabilir.İkincisi kırma kusurlarıdır ki teşhisi en zor olan göz tembelliği de budur: Yüksek kırma kusuru nedeni ile bir göz diğerinden çok bulanık görüyorsa, bu göz görsel gelişimini tamamlayarak tembel hale gelir. Görünüşte gözlerde herhangi bir problem olmadığı için teşhisi en zor göz tembelliği tipidir. Bu tip arızalar bakarak anlaşılamadığından, genellikle göz muayenesi okul dönemine kadar gecikir ve bu da çoğu kez tedavi için geç kalınmış olması demektir. Üçüncü bir ana neden de göz dokularında bulanıklıktır: Adına katarakt dediğimiz bu tip tembellik en erken gelişen göz tembelliğidir. Teşhisi için her bebeğin bir çocuk doktoru tarafından son derece kolay bir test olan, kırmızı yansıma testine tabi tutulması yeterlidir. Doğumsal katarakt mümkün olan en kısa zamanda cerrahi olarak tedavi edilmelidir.

 bb

GÖRME BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ

Göz tembelliğinin tedavisi, çocuğun zayıf gözünü kullanmaya alışıtırıp, gayret ettirilmesi ile mümkündür. Bu işlem bazen sağlam göz haftalar veya aylar boyunca kapatılarak sağlanabilir.

Zayıf gözde görme düzeltilse dahi bazen bu tedaviyi kalıcı kılabilmek için yıllarca kısmi kapama uygulamak gerekebilir .Odaklamada problemi olan çocuklara gözlük kullandırılabilir. Gözlük tek başına yeterli olmazsa kapama yöntemi ile tedavi desteklenebilir. Sağlam göze damlalar veya özel lensler uygulanarak bulanıklık oluşturuması sureti ile çocuğun zayıf gözünü kullanması da sağlanabilir.

Göz tembelliğinin tedavisi ekseriyetle şaşılık ameliyatından önce yapılır ve ameliyat sonrası da sıklıkla kapamaya devam edilir. Göz doktoru katarakt veya başka bir göz problemi tespit ederse hemen cerrahi gerekir. Göz tembelliği sadece sebebin ortadan kaldırılmasıyla iyileştirilemez. Zayıf gözün mutlaka güçlendirilmesi gerekir. Gözlük veya cerrahi,sebeb giderebilir, fakat göz doktorunun tembelliği de tedavi etmesi  gerekir.

GÖRME TEMBELLİĞİ TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

  • Tembel gözde günlük hayatı engelleyici ve  kalıcı görme bozukluğu olabilir
  • Derinlik algısı tamamen kaybolabilir
  • Eğer sağlam göz de bir şekilde zarar uğrarsa, ömür  boyu görme  sıkıntısı çekilebilir.

 

TEDAVİDE ÖN ŞART AİLEDİR ;

Göz doktorunuz, tembelliğin tedavisi konusunda size sadece öneri ve öğütte bulunabilir. Tedaviyi sürdürmenin sorumluluğu tamamen aile bilincine aittir. Çocuklar genellikle göz muayenesinden kaçmaya meyillidirler, velilerin onları bunun gerekli olduğuna ikna etmeleri şarttır.

 

GÖZ TEMBELLİĞİNİN TEDAVİSİNİ ETKİLEYEN ETKENLER 

  • Tedaviye başlandığında çocuğun yaşı,
  • Göz tembelliğinin şiddeti

Problem ne kadar erken tespit edilirse, tedavide başarı şansı o kadar fazladır. Okul çağına gelene kadar tedavi bitmelidir. Bu yaştan sonra göz tembelliği genellikle tekrarlamaz. Bu nedenle bu yaşlara dek tembelliğin giderilmesi için tedavi şansı iyi kullanılmalıdır. Eğer göz tembelliği, erken çocukluk dönemi dediğimiz devreden sonra yani 6 yaşından sonra teşhis edilirse tedavide başarı şansı daha azdır.

Dr.Tarık GÜRTUNCA

Göz Hastalıkları Uzmanı

Anatolia Göz Tıp Merkezi

 

 

 

Çocuklarda Yeme Alışkanlığı

/ Uncategorized

Çocuklara yemek yedirmek birçok ebeveyn için sorun olabilmektedir. Bu soruna çözüm olarak bilgisayar, televizyon önünde yemek yedirmek sık kullanılan bir yöntemdir. Ancak bir süre sonra  ebeveynler bunda da başarılı olamamaya başlamaktadır. Artık çocuk yalnızca kendi istediği yiyecekleri, istediği zamanda yemek yemektedir. Genellikle işte bu noktada psikologların kapısı çalınmaktadır.

‘Çocuğa yemek nasıl yedirilmeli?’ sorusunun yanıtı aslında oldukça basittir. Çocuk yeme alışkanlığını yetişkinler ile birlikte masada yiyerek kazanmalıdır. Yemek masası dışında öğünün geçirilmemesi, yemek saatinin net olması bu noktada önemlidir. Çocuklar özellikle 2 ve 4 yaşlarındaki sınırları tanıma dönemlerinde bu kurala sıklıkla karşı gelmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki burada çocuğa sınırları öğretmesi gereken biz yetişkinlerdir.

bb

Müdahale etmeden önce çocuk ile ebeveyn arasındaki güç savaşını doğru analiz etmek gerekmektedir. Eğer ebeveyn ile çocuk arasında yemek bir savaşa dönmüşse kuralları o noktada koymak oldukça zor olmaktadır. Bu nedenle bir süre yemek konusunda savaşmamak ve gerginliği sonlandırmakta fayda vardır. Bu, çocuğun yemek konusunda galip geldiği anlamına gelmemektedir.

 

Gerginliğin azaltılmasının ardından ev kurallarının netleştirilmesi gerekmektedir. Bunlar evde yaşayan veya çocuğa bakım veren herkesin uyacağı kurallar olmalıdır. Çocuğumuz henüz okuma yazma bilmiyorsa kuralların resimler ile temsil edilmesi gerekmektedir. Ayrıca kuralları tüm aile fertleri bir araya gelerek belirlemelidir.

Uygulama aşamasında çocuğun yaşına bağlı olarak pekiştireçler kullanılmalıdır. Bunlar sticker, renkli kartlar, puan veya ele çizilen bir yıldız olabilir. Ancak taviz verilmemesi gereken nokta yemek masası dışında yemek yenemeyecek olmasıdır. Çocuğun başlangıçta daha inatçı olması beklenmektedir. Hatta aç kalmasının ebeveyni için dayanılmaz olduğunu bildiğinden istediği şekilde yemek yemek için daha ısrarcı olacaktır. Buna ek olarak atıştırmalık yiyeceklerde de çocuğun daha istekli olması beklenmektedir. Ancak aile taviz vermedikçe, masada yenen her yemeği ödüllendirdikçe bu istekler azalacak ve kurala uyum gerçekleşecektir.

Bunların yanı sıra mola verme sık kullanılan bir diğer yöntemdir. Düşünme sandalyesi çocuk kurala uymadığında kullanılan etkili bir diğer yoldur. Çocuk yemeği televizyon karşısında yemek için ısrar ettiğinde ona sandalyeyi hatırlatmak, eğer devam ediyorsa yaşı kadar dakika boyunca kalkmadan sandalyede oturması beklenmektedir. Sonrasında bu özür dileme ve masada yemek yeme ile sonlanan bir ritüel olmalıdır.

nn

Ancak unutulmamalıdır ki. Bir aferin bile çocuk için büyük bir ödüldür. Ebeveynler kurallarında net ve tutarlı olduklarında aslında ödüle ihtiyaç dahi olmayacaktır. Bu noktada çocuk ile yaşayan herkesin aynı tutarlılıkta olması gerekmektedir. Taviz verildiği takdirde, çocuklar istediklerini elde etmek için tavizkar kişiden destek alacak ve kural koymak, yeme alışkanlığı kazandırmak zorlaşacaktır.

Unutulmaması gereken bir nokta da yemek porsiyonlarının çocuğun yaşına uygun olası, öğünlerin yeterli sıklıkta planlanmasıdır. Ebeveyn kesinlikle tabak ile çocuğun peşinde dolaşmamalıdır. Yemek düzeni aile tarafından kazandırılması gereken bir alışkanlıktır. Yemek düzeni konusunda sorun yaşayan ailelerin bir çoğunda asıl çalışılması gereken konu genellikle ebeveyn tutumlarıdır. Bu konuda psikologlar doğru yol gösterici adresler olacaktır.