Hamilelikte mide bulantısı ve anne adaylarına öneriler

/ Uncategorized

Hamilelikte mide bulantısı her anne adayının yaşadığı bir şey olmasa da en sık görülen şikayetlerden birisidir. Hamileliğin ilk aylarında %70-80 oranında görülen bir şikayettir.

Hamilelikte mide bulantısı neden olur?

Hamilelikte görülen bulantı ve kusmanın sebebi psikolojik faktörlerle birlikte, hamileliğe bağlı artan gebelik hormonlarıdır. Merkezi sinir sitemindeki bulantı merkezinin hassasiyeti artar ve hamilelikten önce yaşamda etkili olmayan pek çok uyaran ile bulantı ve kusma tetiklenir. Özellikle B-HCG hormonundaki artış, mide bulantısı oluşumunda etkilidir. İkiz hamileliklerde B-HCG hormonu daha çok arttığı için bulantı ve kusma da daha çok olur. B-HCG hormonunun azalmaya başladığı 3. ayın bitiminden sonra hamilelerde bulantı şikayeti de azalır.

Bunun dışında hamilelikte midenin asit salgılamasında artış, kokulara karşı hassasiyetin artması, yorgunluk, halsizlik, stres, duygusallık gibi faktörler de bulantının oluşmasında etkili olabilir.

Hamilelikte mide bulantısı ne zaman başlar?

Genellikle hamileliğin beşinci altıncı haftalarında başlar. Bazı hamilelerde daha geç başlayabilir.

download (7)

Hamilelikte mide bulantısı ne zaman geçer?

Sıklıkla gebeliğin 12 – 14. haftalardan sonra mide bulantısı hafifler ve biter. Nadiren daha uzun sürdüğü hatta hamilelerin %10′unda bulantı ve kusma şikayetleri hamileliğin sonuna kadar sürebilir.

Hamilelikte mide bulantısı ve kusma olmaması bir sorun olduğunu gösterir mi?

Kimi hamileler bundan endişe ederler ve hiç bulantı olmadığı için hamilelikte bir problem olduğunu düşünürler. Bazı hamilelerde mide bulantısı ve kusma hiç olmayabilir; bu bebekle ilgili bir sorun olduğu anlamına gelmez.

download (8)

Hamilelikteki mide bulantısı ve kusma bebeğe zarar verir mi?

Mide bulantısı hamilelik ve bebek açısında bir risk yaratmaz. Hamileliğin ilk aylarında bulantı nedeniyle anne adayı fazla yemek yiyemez ve kilo alamayabilir, hatta kilo verebilir; ancak bu önemli değildir, normal bir durumdur. Bir süre sora bu şikayetler geçerek anne adayı rahatlayacak ve hamilelik sağlıklı bir şekilde devam edecektir.

Hamilelikte mide bulantısına neler iyi gelir?

  • Mümkün olduğunca az ve sık öğünler, sabah saatlerinde kuru gıdalar yemek tercih edilmelidir.
  • Sabah uyandıktan sonra çubuk kraker veya leblebi yemek ve ayağa kalkmadan on-on beş dakika beklemek sabah mide bulantılarını kesebilir.
  • Hafif ve yağsız yiyecekler yenmelidir.
  • Haşlama patates, ekmek, pirinç pilavı, makarna mide bulantısına çözüm getirebilir.
  • Peynir, yoğurt yemek iyi gelebilir.
  • Zencefil çayı içmek faydalı olabilir.
  • Su ve sıvı gıdaları yemekle birlikte değil yemek aralarında tüketmek gerekir.
  • Yağlı, baharatlı, şişkinlik yapan gazlı yiyecekler tüketmemelidir.
  • Dinlenmek ve stresten uzak durmak gerekir.
  • Hamileliği takip eden doktorun önerdiği ilaçlar kullanılabilir. Doktorun uygun gördüğü dozda B6 vitamini, bulantı önleyici ve mide asidini azaltıcı ilaç tedavileri iyi gelebilir.
  • Doktorun önerisi dışında ilaç, bitkisel ilaç vb. kullanılmamalıdır.

Bebek Masajı ve Faydaları

/ Uncategorized

Doğumdan sonra annenin stres hormonunu azaltıyor, annenin ve bebeğin mutluluk hormonunu artırıyor. Anne sütünü artırıyor, kolik, uyku bozukluğu gibi sıkıntıları gideriyor. Annenin özgüvenini artırıyor, bebeğin  huzurlu ve sağlıklı gelişmesine yardımcı oluyor. Mucizevi etkileri olan Bebek Masajı ile ilgili ayrıntıları Uluslararası Sertifikalı Bebek Masajı Uzmanı ve Eğitmen Ceyhan Witzel’den alıyoruz:

 • Bebek masajı nedir?

Bebek masajı bebeğin rahatlamasını ve gevşemesini sağlayan, ebeveyn ve bebek arasındaki bağın güçlenmesini sağlayan saygı dolu, yumuşak ve şefkatli dokunuşlardan oluşan masaj teknikleridir.

• Bebek masajının amacı nedir?

Bebek masajı ebeveyn ile bebek arasındaki bağın güçlenmesini ve güven duygusunun gelişmesini desteklemeyi amaçlıyor.

indir (1)

Anne rahminde sıcak ve güvenli bir ortamda hamilelik boyunca korunan bebek, doğumdan sonra da annenin göğsünde tensel temas ile dış dünyaya uyum sağlamaya çalışır. Bebeğin bu uyumu rahat bir şekilde sağlayabilmesi için ebeveynler içgüdüsel olarak bebeklerini doğar doğmaz kucaklarına alır, okşarlar ve şefkatle dokunurlar. Dokunmak, bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesi, bağlanma ve güven duygusunun gelişmesi için hayati önem taşıyor. Bebek masajı ile bu önemli süreç, göz göze ve tensel temas, sözlü iletişim ve sevgi dolu dokunuşlarla desteklenmeye devam edildiğinde bebek daha huzurlu ve sağlıklı bir şekilde gelişir.

• Bebek masajının faydaları nelerdir?

Bebek masajının faydalarının başında, öncelikle anne ile bebek arasındaki güven ilişkisinin gelişmesine olan katkısı geliyor. Dokunma duygusunu yeterince hisseden bir bebek, sosyal uyum becerisi, empati duygusu ve öz güveni gelişmiş bir birey olarak yetişir. Bebek masajı sayesinde anne, bebeğin davranış durumları, ihtiyaçları hakkında, beden dili ve ağlama şeklinden bile çok şey öğrenebilir. İhtiyaçları ve istekleri önemsenen bebek mutlu ve huzurlu bir bebektir. Bebeğinin neye ne zaman ihtiyacı olduğunu bilen ve buna cevap verebilen annenin kendine özgüveni ve anneliğine güveni artar. Karşılıklı iletişim ilişkinin büyümesini ve sağlıklı gelişmesine alan yaratır. Bebek masajında şefkatli dokunuşlar ile anne de bebek de mutluluk hormonu olan Oksitoksin ve Seratonin hormonlarını salgılarlar. Bu hormon aşk hormonu olarak da tanımlanır. Salgılanan bu hormonlar sayesinde stres hormonları azalır, azalan stres hormonları bebeğin rahatlamasını ve gevşemesini sağlar. Yapılan bilimsel araştırmaların sonucunda, bebek masajı yapan annelerde stres hormonlarının azalmasıyla birlikte anne sütünün arttığı ve doğum sonrası depresyonlara daha az rastlandığı saptanmıştır. Bebekler genelde güzel bir banyo ve bebek masajının ardından çok rahat uykuya dalabiliyorlar. Bu, bebeğin uyku düzeninin iyileşmesini sağladığı gibi, beraberinde anne ve babanın uyku kalitesini de iyileştiriyor. Uykusunu almış ebeveynlerin daha çok enerjileri oluyor ve birbirlerine daha iyi destek olabiliyorlar.

Bebeğin karın ve sırt bölgesine uygulanan masaj, sindirim ve boşaltım sistemlerini harekete geçiriyor, kan dolaşımını hızlandırıyor, stres hormonlarının seviyesinin düşmesini sağlıyor, hiperaktiviteyi azaltıyor, kasları güçlendiriyor, hareket ve aktiviteyi artırıyor, zihinsel ve fiziksel gelişimi hızlandırıyor, ebeveyn ve bebek arasındaki bağı güçlendiriyor, bebeğin kendi kendini regüle etmesini destekliyor, uyku düzenini iyileştiriyor, rahatlamayı ve gevşemeyi sağlıyor, kolik, gaz ve gelişim sancılarına iyi geliyor. Özellikle prematüre doğan bebekler ve aileleri için önerilen bebek masajının çok büyük faydaları var. Touch Research Institute’un kurucusu Profesör Dr. Tiffany Field tarafından yapılan araştırmalara göre özellikle prematüre doğan bebeklere uygulanan özel bebek masajı yapılan prematüre bebeklerin, masaj yapılmayan bebeklere göre kilo alımlarının daha fazla olduğu, hastanede kalış sürelerinin masaj yapılmayan bebeklere göre daha kısa olduğu tespit edilmiştir.

indir (2)

 

• Bebek masajını kim yapmalı?

Bebek masajı en başta da belirttiğim gibi ebeveyn bebek arasındaki bağın güçlenmesini sağlamak için güzel bir fırsat sunuyor. Bu nedenle masajı öncelikle anne ve babanın yapmasını öneriliyorum. Eğer baba çalışıyor ve gün içerisinde anneye göre bebek ile daha az zaman geçiriyorsa, babanın bebek masajını yapmasını özellikle öneriyorum. Bebek ile arasındaki güven duygusunu şefkatli ve sevgi dolu dokunuşlarla bebeğine göstermesi, bebeğin hem anne hem de baba tarafından aynı şekilde sevildiğini hissetmesini sağlar. Burada klasik rol dağılımına karşı bir işaret de koymuş oluruz. Anne ve baba emzirme dışında bebeğin her türlü ihtiyacını aynı şekilde üstlenebilir. Bu rol modelini küçük yaştan itibaren öğrenen çocuk bireylere eşit yaklaşmayı da öğrenir. Bebek masajı eğitimi almış anne ve babalar, evlerindeki bakıcı, anneanne veya babaanneye bu teknikleri öğretebilirler. Ama öncelik anne ve babanın.
Bebeğe kaç aylıktan itibaren masaj yapılabilir?

IAIM Uluslararası Bebek Masajı Derneği; bebek masajının 2.aydan,12. aya kadar yapılabileceğini belirtiyor. Bebeğin fiziksel bir rahatsızlığı; örneğin cilt iltihabı vb. var ise öncelikle bir doktora danışmakta fayda var. Fiziksel herhangi bir rahatsızlığı olmayan tüm bebeklere masaj yapılabilir.

indir

Bebek masajı kolik sancıları çeken bebeklerde de etkili oluyor mu?

Bağırsaklarda oluşan gaz sancıları olarak bilinen ve genelde doğumdan iki hafta sonra başlayıp 3.ayda biten kolik sancıları için bebek masajı çok faydalı. Karın bölgesine uygulanan masaj teknikleri ve bacakların karın bölgesine doğru yavaşça itilmesi ile birlikte uygulanan kolik masajı sindirim ve boşaltım sistemini rahatlatır. Düzenli olarak her gün iki kere iki hafta boyunca uygulanması gerekiyor. Bu süre boyunca diğer vücut bölgelerine masaj yapılmaması öneriliyor. Böylece bebek, bebek masajı sırasında kolikten dolayı hissettiği sancıların bebek masajından kaynaklanmadığını anlayabilir. Burada önemli olan masajı yaparken doğru teknikleri kullanmak. Biz uzmanlar da bu konuda aileleri bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye çalışıyoruz.

Bebek masajı için hangi ortam ve zamanlar uygundur?

-       Bebeğin uykusunu almış, masaj yapmadan 1saat önce beslenmiş olmasına dikkat etmek gerekir. Oynamaya ve keyifli vakit geçirmeye hazır olduğu bir vakitte,  sakin bir ortamda yapılmalıdır.

-       Oda sıcaklığının ortalama olarak 24-26 derece ısıda olmasına dikkat edilmelidir. Bebeği yatırmak için yumuşak bir yüzey hazırlamak gerekir.

-       Bebeğe masaj yapmak için bebek masaj yağı, alt değiştirme bezi ve bir havlu bulundurmak yeterlidir.

-       Masajı yapacak kişi, rahat edebileceği bir oturma pozisyonunda derin bir nefes alıp gevşeyerek masaja başlamalıdır. Masajı yapan kişi rahat ve gevşemiş olduğunda bebeği de rahatlatabilecektir.

-       Masaj süresini masaj yapan kişi belirleyebilir; burada öncelikli olan masaj tekniklerini uygulayacak kişinin ve bebeğin keyifle zaman geçirmesidir.

-       Ateş’i olan, hasta, yorgun, cildinde iltihap vb. sıkıntıları, farklı fiziksel ihtiyaçları olan bir bebeğe masaj yapılmaz. Bebeğin cilt rahatsızlıkları veya bebek yağlarına karşı herhangi bir alerjisi varsa, masaj bebeğin kiyafetleri üzerinden de yapılabilir.
Bebek masajı sırasında nasıl yağlar kullanılmalıdır?

Bebek masajı için soğuk preslenmiş “Virgin Oil” yağlar önerilmekte. Isıl işlem görmemiş yağların doymamış yağ oranı, ısıl işlem görmüş olan yağlara göre daha yüksektir. Organik bitkisel yağlar koruyucu katkı maddeleri, koku (parfüm), ağır metaller ve zehirli maddeler içermezler. Isıl işlem görmemiş, soğuk preslenmiş bitkisel yağlar bitkilerin, meyvelerin, çekirdeklerin, kabuklu yemişlerin veya şifalı bitkilerin sıkılması ile elde edilir. Bu yağlar, karanlık, soğuk, kuru bir yerde oksitlenmeyi önlemek için mutlaka ağzı kapalı cam bir şişede muhafaza edilmelidirler. Bebek cildinin hava almasını sağlayan, cildin emebileceği ve besleyici özelliğe sahip olan yağların başında badem yağı, susam yağı, aynı sefa (calendula) yağı gelmekte. Aromaterapide kullanılan yağlar her ne kadar bitkilerden elde edilmiş olsalar da kompleks kimyasallar içeren damıtılmış öz yağlardır ve çok yoğun bir yapıya sahiptirler. Terapi amaçlı olarak özel eğitim almış kişiler tarafından kullanılırlar. Öz yağlar bebeğin sinir sistemi ve vücut gelişimi için çok fazla uyarıcı niteliktedir. Bu nedenle Uluslararası Bebek Masajı Derneği -IAIM öz yağların kullanılmamasını önemle vurguluyor.

www.bebekmasaji.com

 

Çocuklarda Pozitif Disiplin (2)

/ Uncategorized

Yazının ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Çocukların öz denetimlerini sağlamaları için üç tip kaynağa ihtiyaçları vardır; kendileri ve diğerleri hakkında iyi duygular, doğru ve yanlışı anlama ve problemleri çözmek için alternatiflerin olması. Aşağıdaki stratejiler, çocukların bu önemli kaynaklarını geliştirmelerine yardımcı olabilir. Bazı stratejiler problem davranışları önleyici, bazıları iyileştirici ve değişim için bir plan geliştirici olmakla birlikte, hepsi ebeveynlere pozitif ve etkili bir disiplin yaklaşımını sunmaktadır. Ayrıca bu temel stratejiler sadece ebeveyn-çocuk ilişkisini geliştirmemekte; aynı zamanda da çocuklara ebeveynlerinin desteği olmadan pozitif ve yapıcı bir yaklaşımla kendilerini disipline etmelerini de öğretmektedir.

  • Sevgiyi ifade etme ve koşulsuz sevme: Sıcak bir ses tonuyla çocuğa yaklaşma ve onu kucaklama bir sevgi ifadesidir ve çocukların istenmeyen davranışları göstermesini önler. Eğer bir çocuk sevildiğini hissederse, ebeveynini memnun etmek için istenilen yönde davranacaktır. Çocukla iletişim içindeyken çocuğa sevgi koşullu sunulmamalı, sevginin öze ait bir duygu olduğu ve koşulsuz olduğu hissettirilmelidir. Unutulmamalıdır ki koşullu sevgi, istenmeyen davranışları uzun zaman sürecinde pekiştirmektedir.
  • Tutarlı olmak: Çocuklar tutarlı bir çevrede iyi gelişecektir. Görüş birliğinde olan tutarlı ebeveynlerin açık bir şekilde belirlenmiş süreklilik gösteren kuralları ve sınırları vardır. Bir gün izin verilen bir davranışa diğer bir gün izin vermemek, çocuğu şaşırtacak ve konulan sınırlara tepkide bulunarak olumsuz davranışlar göstermelerini sağlayacaktır.
  • İletişimde açık olmak: Kullanılan kelimelerin ve hareketlerin çocuğa da aynı mesajı verdiğinden emin olunmalıdır. Paylaşma gibi soyut kavramları çocuğa öğretirken bu davranışların birçok örneğini çocuğa sunmanız ve göstermeniz gerekmektedir. Ayrıca yanlış davranışa onun dikkatini çekerek, göz kontağı kurarak sert fakat sinirli olmayan bir ses tonuyla örneğin; “kardeşini rahatsız etmemeni istiyorum; görüyorsun ki çok üzülüyor” diye açıklamak da yerinde bir davranış olacaktır.

images (2)

  • Problem davranışı anlamak: Yapılan iyi bir gözlemle ebeveynler, çocuklarının problem davranışlarının neyi ifade ettiğini anlayabilirler. Yapılan bir kaç günlük gözlemde, davranış ortaya çıkmadan önce ne olduğu, ne zaman, nerede ve kiminle gerçekleştiği gibi bilgiler yardımıyla olumsuz davranışlar hakkında ipucu alınabilir. Ayrıca olumsuz davranışın arkasında açlık, yorgunluk, uykusuzluk gibi fiziksel etkenlerin olup olmadığı ya da çocuğun olumlu davranışlarının dikkate alınmadığını, önemsenmediğini veya umursanmadığını düşünüp düşünmediği araştırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki problemin kaynağını bulmak problemi çözmekten çok daha zordur.
  • Çocukların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak: Doğru olan davranışı kabul etmek kolaydır. Ebeveynler genellikle çocuklarının iyi davranışlarından dolayı onları övmeyi, değer verdiklerini hissettirmeyi ihmal ederler. Bu da çocukların dikkat çekmek için olumsuz davranışlara yönelmelerine neden olmaktadır. Çocuklar olumlu ya da olumsuz olmasına dikkat etmeksizin genellikle dikkati çeken davranışı tekrar ettiklerinden, yanlış bir denge oluşmaktadır. Olumlu davranışlar karşısında teşekkür etmek, gülümsemek, ne kadar iyi bir iş yaptığını anlatarak ona zaman ayırmak, olumlu davranışın tekrar edilmesini ve çocuğun kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır. Ayrıca olumsuz davranışlar ortaya çıktığında görmemezlikten gelmek ve sabırlı olmak, çocuğun bu davranışının ona bir şey kazandırmadığını anlamasına yardımcı olacaktır.
  • Güvenilir bir çevre hazırlamak: Doğasında hareket olan çocuğun araştırmaya, karıştırmaya, eşyaların yerlerini değiştirmeye çalışması hiç de şaşırtıcı değildir. Çocukların eşyaların nasıl hareket ettikleri, nasıl ses çıkardıkları hakkındaki meraklarını tatmin etmek için fırsatlara ihtiyaçları vardır. Ebeveynlere düşen görev ise çocukların çevrelerini tehlikeli materyalleri kaldırarak düzenlemek olmalıdır. Çocuklar keşfettikce daha az istenmeyen davranışları sergilemeye başlayacaklardır. Ayrıca ortamda çocuğu kışkırtan, sınırların dışına iten faktörler olup olmadığı araştırılmalıdır. Zaman zaman oynanan oyuncakları kısa süreli olarak ortadan kaldırmak, tekrar sunulduğunda sanki yeniymiş gibi ilgi çekmesine neden olacaktır. Okul öncesi dönem çocuklarının farklı oyun tiplerine ihtiyaçları olduğu göz önüne alınarak yerleşim yerini ve oyun tipini değiştirerek gerginliği ve sıkılganlığı; en önemlisi de zarar verici davranışları engellemek mümkün olmaktadır.
  • Sınırlar koymak: Ne ebeveynler ne de çocuklar polis gözetimindeymiş gibi karşı konulması zor bir çok kuralın bulunduğu bir atmosferde yaşamak isterler. Kurallar bir kaç kelimeyle ifade edilebilecek kadar basit olmalı, çocuğa yapılmasını istemediği şeyleri belirtmekle beraber, yapılması istenenleri de açıklamalıdır. Çocukların, fiziksel olarak zarar verici davranışlarında hareketleri değil kelimeleri kullanmaları yönünde bir rehberliğe ihtiyaçları vardır. Ayrıca farklı yaşlardaki çocuklardan beklediğimiz davranışlar konusunda da gerçekçi olmamız gerekir. Tutarlı ve uygun sınırlamalar, çocukların kendi davranışlarını kontrol etmelerine yardımcı olacaktır. Yetişkinler, koydukları sınırlamaların uygun olup olmadığını, çocukların ihtiyaçlarını yansıtıp yansıtmadığını, gerçekten gerekli olup olmadığını bir kez daha düşünüp karar vermelidirler; çünkü çoğu kurallar, çocukların kolaylıkla unutacakları kadar gereksiz ve şaşırtıcı olabilir.
  • Olayları önceden kontrol etmek: Büyükler, olayları daha başlamadan önlemek ve kötü sonuçlar doğurmasına fırsat vermemek için aktif birer denetleyici olmalıdırlar. Çocuklarda öz denetimin kazanılması ve belirli bir olgunluk seviyesine ulaşabilmeleri için ebeveynlerinin uygun çözümler önermelerine ve onların rehberliğine ihtiyaçları vardır.
  • Problem çözme becerisi kazandırmak: Problemlerin iyi çözümleri ve kötü çözümleri vardır. Fakat bu farklılığı çocuklar nasıl ayırt edecekler? Eğer bir çocuk kabul edilemez bir çözüm önerirse ona açıkça davranışın kabul edilemezliği açıklanmalı ve nedenleri anlatılmalıdır. O çözüm uygulandığında sonucun ne olacağı tartışılmalıdır. Ayrıca her durum için birden çok çözüm olduğu ve her çözümün de sonucu olduğu açıklanmalıdır. Daha sonra denemesi için olumlu çözümler önerilmelidir.

download (6)

  • Fazla müdahale etmemek: Çocukların yanlış ve zarar verici bir davranışı gözlendiğinde, en iyisi aşırı tepki vermemektir. Azarlamak veya cezalandırmak yerine, olumsuz davranışından dolayı onu oyun alanından uzaklaştırmak ya da kısa bir ara verip onu oyundan alıp sessizce oturup bekleyeceği bir yere koymak daha etkili olabilmektedir. Eğitimciler ve ebeveynler tarafından sıklıkla kullanılan ve bazı otoriteler tarafından sık kullanımının az etkili olacağı düşünülen“istenilmeyen davranışa bir süre için ara verme” yaklaşımı, diğer yaklaşımlara göre daha davranışsal olmakla beraber çok basit olarak  “senin davranışın kabul edilmeyen bir davranış ve bunu değiştirmedikçe bu etkinliğe katılmana izin verilmeyecek” mesajını vermektedir. Etkinliklerden uzakta bir yerde oturtmak, iki ve iki buçuk yaş grubu çocuklar için kavramları anlamakta zorlanacakları için uygun çözümler değildir. Okul öncesi ve ilkokul çocukları için yanlış davranışların uygun olmadığını anlamaları ve sakince oturmaları için bir zaman olarak düşünülebilir. Öncelikle neden böyle bir davranışla karşılaştığı ve aynı durumla gelecek sefer karşılaştığında farklı olarak ne yapabileceği de çocuğa sorulmalıdır.
  • Gerektiğinde uzman yardımı almak: Birçok çocuk, okul öncesi yıllarında davranış problemleri göstermekte ve sabırlı ebeveynleri sayesinde problemlerini çözmektedirler. Az bir kısmı bu davranış problemlerinin şiddetine ve süresine bağlı olarak uzman yardımına ihtiyaç duymaktadır. Ebeveyn yaşamında ayrılık veya boşanma gibi stresli dönemlerde alınan uzman yardımı ile yaşamın bundan sonraki yıllarında olabilecek sorunlar önlenebilmektedir.
  • Çocuğa ve kendinize karşı sabırlı olmak: Tüm bunları uyguladıktan sonra yapılması gereken bir şey daha vardır; o da yeni iletişim yolları denerken kendinize ve çocuğunuza karşı sabırlı olmak.

Unutulmamalıdır ki hala bazı yanlış davranışlar ortaya çıkabilir. Ebeveynler ve çocuklar için disiplin; pozitif, etkili ve doğru temeller yaratarak devam edip giden bir öğrenme sürecidir. Bu öğrenme sürecinde eğer ebeveynler sürekli olarak çocuklarına yapmaları ve yapmamaları gerekenleri söylediklerinde hem çocuklarının öz denetimlerini kazanmalarını engelleyecek hem de onların gerçek yaşama hazırlanmalarını zorlaştırmış olacaklardır. Davranışlarının sonuçlarını gördüklerinde, alternatif davranışlar önerildiğinde çocuklar disiplin edilmiş ve aynı zamanda da kendilerini kontrol etmeyi de öğrenmiş olacaklardır. Böylece çocuklar diğer insanlarla uyumlu ilişkiler kuran, ihtiyaçlarını dengeleyen, kendileri hakkında iyi düşünen bağımsız bireyler haline geleceklerdir. Çocuklarımıza olan sevgimiz, saygımız, güvenimiz ve hoşgörümüz onların zamanla öz denetimli bir kişi olmalarını ve yaşama kolay uyum sağlayarak yaşamdan zevk almalarını kolaylaştıracaktır.

 

Çocuklarda Pozitif Disiplin (1)

/ Uncategorized

Çocuğunuzun yanlış davranışlarıyla karşılaştığınızda nasıl tepki verirsiniz? Onları cezalandırır mısınız, yoksa onları disiplin etmeye mi çalışırsınız?

Çocuklar toplum içinde farklı durumlarda kabul edilebilir davranışları yetişkinlerin rehberliği ile öğrenebilirler. Yetişkinler tarafından yapılan bu rehberlik, çocukların kendi kendilerine karar verebilme becerilerine ve bağımsızlıklarına olanak veren bir çevrede yapılırsa çok daha iyi sonuç verecektir.

images (4)

 

Pozitif disiplin, Nelson, Lott ve Glenn’in verdiği tanıma göre, çocukların kendi hareketlerini kontrol edebilmelerine ve problemlerini çözmelerine yardımcı olan bir yönetim tekniğidir. Çocukların toplumsal kuralları öğrenirken kendileri hakkında iyi şeyler hissetmelerine de olanak sağlamaktadır.

Pozitif disiplin için oldukça önemli bir kaç unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar:

  • Çocuklara seçenekler sunma,
  • Öğrenme için doğal ve mantıklı sonuçlar kullanma,
  • Pozitif yaşam becerileri için gerekli olanları bir araya getirme,
  • Problem çözme becerilerini çocuklara öğretmektir.

Çocuklara seçim hakkı verilmesi, sorumluluk alma ve özgürlüklerini artırma duygularını cesaretlendirecektir. Doğal sonuçlar, pozitif disiplinin önemli elementleridir. Yemeğini reddeden çocuğa aç kalacağını, sütü bardağına koyarken döken çocuğa temizlemesi gerektiğini söylemek oldukça basit; fakat etkili davranışlardır. Ayrıca sonuçları öğrenme, çocuklarla sonuçlar hakkında konuşma ve onlara önceden tahmin etme fırsatı vermeyi de sağlayacaktır.

Çocuklar hata yapmadan öğrenebilecekleri gibi hata yaparak da doğruları görebileceklerdir ki bu da oldukça yararlı bir stratejidir. Sonuçları tahmin etme, problem oluşmadan önce durumları değerlendirme fırsatı da vermektedir. Mantıklı sonuçlar, karmaşık olmakla beraber oldukça etkilidir. Örneğin; soğuk bir havada paltosunu giymekte direnen bir çocuğa dışarı çıkamayacağını söyleme. Mantıksal sonuçların kullanımı, çocuklara seçim yapma olanağı verir. Örneğin; “Alican hikayemizi bölüyorsun. Ya sessizce otur ya da masana git .Seçimini sen yap”. Burada önemli olan onun davranışını değiştirmeye çalışmaktır. Yetişkin davranışlarıyla çocuğun kendi davranışları arasında bir bütünlük sağlamak, pozitif disiplin için çok önemlidir. Pozitif disiplin kuralları uygulanırken, yetişkinin konuşurken çocuğun seviyesine inerek, ismini kullanarak yardımcı olacağı, dikkatinin üzerinde olduğu vurgulanarak ve konuşurken çocuk üzerinde odaklanarak uygun davranış modeli olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca pozitif yaşam için gerekli olan tamamlayıcı unsurları kullanan yetişkin, çocuğun yaptığı seçimden sorumlu olmasını da çocuğa öğretecektir.

images (9)

Problem çözücü olmalarında birinci adım, çocuklara problem ortaya çıktığında sakin olmalarını öğretmek ve problem üzerinde odaklanmalarını sağlamaktır. İkinci adım, herkesin anlatmak istediklerini anlatma fırsatı vermektir. Daha sonra yetişkinler, çocukların açıklamalarından problemi tanımlayarak çocukların birbirleriyle uzlaşmalarını sağlamalıdır. Çocuklara kendi problemlerini çözmeyi öğreten yetişkinler, aynı zamanda çocuklara davranışlarına dikkat etmeleri ve kendi kontrollerini pozitif değerlerde geliştirmeleri için onlara fırsat vermelidirler. Problem çözme teknikleri yoluyla, çocuklar kendi duygularına ve diğerlerinin duygularına değer vermeyi ve ifade etmeyi öğreneceklerdir. Şiddet olmadan çatışmaları çözümlemeyi de bu yolla kazanacaklardır.

Disiplin, ilişki içindeki tüm kişileri eşit olarak bağlayan, herkes için açık ve net olan kurallar olarak tanımlanır. Diğer bir deyişle disiplin, istenen ve düzenli olan davranışların kazandırılmasını amaçlayan bir yetiştirme anlayışıdır. Disiplinde amaç, kişinin öz denetimini sağlayabilmek yani kendi kendini denetleyebilme yeteneğini geliştirmektir. Aynı zamanda da disiplinden anlaşılması gereken, çocuğun toplum tarafından kabul gören bir ahlâk anlayışı ve sağlıklı tutumlar geliştirmesine yardımcı olmaktır.

Yazının devamı yakında Tutumluanne Blog’da!

Yenidoğan Sarılığı Belirtileri ve Tedavisi

/ Uncategorized

Yeni Doğan Sarılığı, yeni doğmuş bir bebekte ilk 28 gün çerçevesinde meydana gelen bir durumdur. Anne karnında gelişimini tamamlayıp zamanında doğan bebeklerin %60’ı civarında görülürken, doğumu erken olan bebeklerin yaklaşık %70’inde görülen bir rahatsızlıktır. Hamilelik döneminde annenin karaciğerini temizleme görevi gören bebekteki bilirubin maddesi, doğum sonrasında bebeğin kendi karaciğerini temizleme kapasitesine ulaşır. Bu aşamada bilirubinler sarılığa sebep olabilmektedir. Bunun nedeni; bilirubinlerin karaciğer içerisinden dışarıya atılamamasıdır. Yeni doğan bebeklerde görülen sarılık hastalığının birçoğu fizyolojik olarak meydana gelen sarılıktır. Yani herhangi bir tehlike sınırını geçmeyen ve 1-2 hafta kadar süre ile kendiliğinden geçen bir durumdur.

200283910-001

 

Fizyolojik Sarılık

Genellikle yeni doğmuş bir bebeğin yaşamının 2. günü kendini gösteren ve 3 ile 4. günü en yüksek seviyelere ulaşarak daha sonraları kendiliğinde giderek azalma gösteren bir sarılık türüdür.

Yeni Doğan Sarılığı’na yakalanma sebepleri nelerdir?

  • Annenin diyabet olması,
  • İdrar yolunda oluşan enfeksiyonlar,
  • Annenin sütünde sarılık olması,
  • Bebeğin yeteri kadar anne sütü alamaması,
  • Biberon ile beslenen bir bebeğin yeteri kadar mama alamaması,
  • Bebeğin doğuştan meydana gelen bir takım enzim rahatsızlıklar, yeni doğan sarılığını meydana getirebilir. Bu gibi belirtilerin yeni doğan sarılığı belirtileri olup olmadığını ortaya çıkarmak için gerekli testlerin yapılması gerekmektedir.

Hangi bebeklerde yeni doğan sarılığı görülme riski fazladır?

Annenin kan grubu RH Negatif, babanın kan grubu RH Pozitif ise bebeğin pozitif olma ihtimali yüksektir. Anne ile bebekteki bu farklılık (RH uygunsuzluğu) yeni doğan sarılığı olma riski barındırmaktadır. Yeni Doğan Sarılığı her ne kadar kendiliğinden iyileşme gösterse de yeni doğmuş bir bebekte sarılık hastalığını erkenden tespit ederek takip etmek oldukça önemlidir. Çünkü kimi zamanlarda bilirubin yüksek noktalara gelerek beyinde hasarlara yol açabilmektedir. Bu nedenle yeni doğmuş bir bebek Yeni Doğan Sarılığı hastalığına yakalanmışsa yaklaşık ilk 10 gün içerisinde doktor takibi altında kalması büyük önem arz etmektedir. 10 günden sonra ise beyin bariyerlerinin kapandığı kabul edilerek, bilirubinin kan içerisinden beyne geçmesinin zor olduğunu bilinmektedir.

yedi_dogan_sariligi

Bebeğin sarılık hastalığına yakalandığını nasıl anlarım?

Yeni doğan bebeklerin göz aklarında, burun çevresinde ve yüzünde sarı bir renk oluşması,  yeni doğan sarılığın belirtisi olabilir. Sarılık hastalığı bebeklerde önce yüzde görülmeye başlar ve kan içerisindeki bilirubinlerin seviyesinde artış görüldükçe zamanla göğüs, karın, bacak ile kollara doğru ilerleme gözlenir ve zaman geçtikçe göz akında da sararma görülür.

Yeni Doğan Sarılığı hangi durumlarda tehlikelidir?

Göbek altında sarılık oluşmaya başlaması tehlikelidir. Gözle doktorun dahi yanılma payı olması nedeniyle göz akında ve yüzde sarılık hissedildiğinde mutlaka kan tahlili ile sarılığın düzeyini saptamak gerekir. Kanda yükselen bilirubin bebekte uyku yapar. Sarılığı olan bebek emmek istemez, sürekli uyumak ister.

Yeni Doğan Sarılığı’nın tedavisi var mıdır?

Yeni doğan sarılığına yakalanmış bebekler doktor kontrolünde hastanede tedavi edilmektedir. Serum takılarak bebeğin sarılık hastalığı tedavi edilir.

Yeni Doğan Sarılığı nasıl iyileşir?

Her ne kadar kendiliğinden iyileşme gösterse de, yeni doğmuş bir bebekte sarılık hastalığının erkenden tespit edilerek takip edilmesi oldukça önemlidir. Çünkü; kimi zamanlarda bilirubin, yüksek noktalara gelerek beyinde hasarlara yol açabilmektedir. Bundan dolayı yeni doğmuş bir bebek yeni doğan sarılığı hastalığına yakalanmışsa yaklaşık ilk 10 gün içerisinde doktor takibi altında kalması çok önem arz etmektedir. 10 günden sonra ise beyin bariyerlerinin kapandığı kabul edilerek, bilirubinin kan içerisinden beyne geçmesinin zor olduğunu bilinmektedir.

GİYİM KONUSUNDA İNATLAŞAN ÇOCUKLARA NASIL DAVRANMALI?

/ Uncategorized

Giyinmeme Sendromu, özellikle havaların soğumasıyla 2-3 yaş çocuklarında görülen, oyun ile karışık, giyinmek istememe halidir.Geçicidir; ama mevsim değişene kadar sabretmeniz gerekecektir. Uygulanacak yöntem çocuğun dikkat süresine, oyuna olan yatkınlığına, cinsiyete, annenin sabrına ve hayal gücüne göre değişiklik göstermektedir.

kids21

Giyinme Sendromu yaşayan çocukların ebeveynlerine Çocuk Gelişimi ve Özel Eğitim Uzmanı Özge Selçuk Bozkurt’un önerileri:

  • Rahat kıyafetler giydirmeyi tercih edin. Külotlu çorap-dar pantolon kızları sıkarken, özellikle erkek çocukları yapıları gereği sıcağı sevmediklerinden rahat eşofman tercih etmektedir.
  • Giyinme olayını çoğu çocuk bir “oyun” olarak görmektedir. O kaçar siz kovalarsınız. Kat kat giyinmekten bunalmış bir çocuk, giyinmeye karşı tepkili olacaktır. Merak etmeyin, onların kanı sizden hızlı akar, metabolizmaları gereği daha çok sıcaklarlar.
  • Dolabında mevsimine uygun kıyafetler bulundurun. Çocuğunuz sevdiği şeyi giymek ister. İnceymiş-kalınmış ayırt edemezler. Bu elemeyi yapmak size düşer.
  • Çocuğunuzun tercih yapmasını kolaylaştırın. Fazla kıyafetleri kaldırın; giyebileceği, birbirine uyumlu kıyafetleri siz belirleyin ve görünür yerde bulunmalarını sağlayın. Az seçenek sunarsanız tercihi kolaylaşacaktır.
  • Dikkati giyinmeye değil de hikayeye çekin. İşte size anlatmanızı önerdiğim hikayelerimden biri: “Kahraman itfaiyecinin ağaçtaki kediyi kurtarmak için kostümünü giymesi gerekiyordu, ağaca tırmanırken ayakları kaymamalıydı (çoraplar için) , ağaç gövdesi bacaklarını çizmemeliydi (pantolon için) , o sırada minik kedi kurtarılmayı bekliyor ve miyavlıyordu. İtfaiyeci son kez çantasını takacağı kazağını giymeliydi (üst kıyafeti giyerken) Hayal gücünüz sınır tanımaz!
  • Üzerindekini çıkartmak istemiyorsa, elini yıkama bahanesiyle lavaboda “yanlışlıkla” ıslatın ve o suyla oynarken, daha rahat oynaması için çıkartın. O kururken geçici olarak -kuruyana kadar- istediği başka bir şey giyebileceğini söyleyin.

benetton

BLÖF YAPIN. Bir yere gideceğiniz zaman, Dışarı çıkmayı aslında o da istiyor ama giyinmek istemiyorsa, kapının önüne giymesini istediğiniz giysileri koyun. Siz giyinin gelse de gelmese de çıkacağınızı söyleyin, gerekirse kapının önünde giydirin. İş ciddiye binince, çoğu çocukta işe yarayan bir yöntemdir. Kararlılığınızı gösterin.

Unutmayın her çocuğa uygun bir yöntem mutlaka vardır. İş; çocuğu tanımak, özelliklerini, zaaflarını bilmekten geçer;)

 

Uzm. Özge SELÇUK BOZKURT

Çocuk Gelişimi ve Özel Eğitim Uzmanı

http://www.ozgeselcukbozkurt.com/

Çocuklarda Oyuncak Paylaşımı

/ Uncategorized

“Benim” sözcüğü, okul öncesi çocukların birbirlerine ve yetişkinlere, kendi dünyalarının ve kendi sınırlarının olduğunu hatırlatmak için kullandıkları; özellikle 3-4 yaşına kadar canlılığını koruyan bir paroladır. Çocuğunuza karşılıklı ödün kuralını öğreterek neyin onun olduğu ve neyin onun olmadığının iyice yerleşmesinden önce ve sonra barışın varlığına yardım edebilir, bu paylaşma kuralını evinizde uygulayabilirsiniz. Müdahaleniz olmadan çocuğunuzun paylaştığını görmeniz, sınırlarını genişletmeye hazır olduğunu gösteren müthiş bir işaret olacaktır.

Çocuğunuzun paylaşamama sorununu önleyebilmeniz için;

  • Bazı oyuncakların kesinlikle yalnızca ona ait olmasını sağlayın. Okul öncesi çocukların “benim” kelimesini ve bağlı oldukları şeyleri bırakmalarından önce onlara sahip olma şansı verilmelidir. Örneğin; misafir çocuk gelmeden önce çocuğunuzun paylaşmak istemediği oyuncakları ortadan kaldırın.
  • Sizin ve arkadaşlarınızın paylaşımınıza dikkat çekin.  Çocuğunuza arkadaşınıza kitabınızı veya eşyanızı ödünç verdiğinizden söz edin.
  • Paylaşmanın ne demek olduğuna ve bundan ne kadar hoşlandığınıza dikkat çekin. Örneğin; “arkadaşına oyuncağını bir dakika için vererek paylaşman ne hoş” deyin.

paylasmayi ogrenmek

  • Bazı oyuncakları etiketleyerek kendine ait her şeyin yakınında olan yaşıtı bir çocuğa da ait olmadığı konusunda güven duymasına yardımcı olun.
  • Paylaşma kuralları oluşturun. Arkadaşları oynamaya gelmeden önce grup paylaşmasında ondan ne beklendiğini çocuğunuza bildirin. Örneğin; “bir oyuncağı yere koyarsan herhangi biri onunla oynayabilir; elinde tutarsan sende kalabilir” deyin.
  • Bir arkadaşının evinde çocuğunuzun daha iyi paylaşacağını farkedin. Çocuğunuzun kendi evinde daha mülkiyetçi; başka birisinin evinde ise kendi alanı olmadığı için daha pasif bir rol oynaması doğaldır.
  • Paylaşım gelişim için gereklidir. Paylaşmayı öğrenmek aceleye gelmeyecek bir başarı işidir. Çocuklar genellikle 3-4 yaşlarında hatırlatılmadan kendiliğinden paylaşmaya başlarlar.

 

Ne yapmalı?

  • Çocuğunuz 3-4 yaşından küçükse, arkadaşıyla oynarken aralarında çıkabilecek paylaşma sorununa karşın yakınlarında olun.
  • İki çocuk birden bir oyuncağa “benim” dediğinde paylaşmada karşılıklı ödünün nasıl çalıştığını gösterebilmek için; çocuklardan birine oyuncağı vererek saati kurun ve zil çaldığında oyuncağı diğer çocuğa vereceğinizi söyleyin. Onlar oyuncaktan bıkana kadar zil rutinini sürdürün.

7206412002renk

  • Oyuncakları molaya bırakın. Arkasından koşulan oyuncağı bir süreliğine çocuklardan uzaklaştırın. Oyuncak için kavga etmeyi sürdürürlerse; bir oyuncağı paylaşmamanın o oyuncakla kimsenin oynamayacağı anlamına geldiğini göstermek için oyuncağı uzaklaştırmayı sürdürün.
  • Sinirlenmeyin. Çocuğunuzun paylaşmayla ilgili kuralı zorla veya sizin istemenizle değil, yapabildiği an öğreneceğini hatırlayın.
  • Ara sıra olan paylaşmamasına kızmayın; sadece sorun çıkaran oyuncağı ortadan kaldırın.

Oyun ve Oyuncağın Çocuk Gelişimine Etkisi

/ Uncategorized

Tutumluanne’nin düzenlemiş olduğu “Oyun ve Oyuncağın Çocuk Gelişimine Etkisi”  hoş bir mekanda, Göztepe Oyuncak müzesinde Uzman Psikolog Iraz Toros Suman tarafından gerçekleştirildi.
Uzmanımız, söyleşiye ” Bir düşünün evinizde oyun mu çok, oyuncak mı? sorusuyla başladı.
Çok oyuncağın, çocuk gelişimi açısından çok anlamlı olmadığını fakat çok oyunun vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi.
0-3 yaşa kadar çocukların doğal nesnelere eşyalara ilgi duydukları ve çok da fazla yapılmış oyuncaklara ihtiyaçları olmadığını söyledi. Bir sepeti alın, doğaya çıkın yapraklar, çiçekler, taşlar, kozalakları doldurun çocuğunuzun önüne koyun.. İlgi duyacaktır. Dahası tavalar, tencereler, yuvarlanan ses çıkaran , hayatta var olan sahici nesneleri tanımak çocukların gelişimine daha çok katkıda bulunacaktır diye ekledi.

kitchenbaby

 

Bu dönemde, hiç  değilse de az oyuncak önerdi. Bu dönemde çocuğun doğal olarak anneye odaklanmasından ötürü, bunalmaması adına annenin kendi hoşuna gidecek etkinlikleri bularak ruhunu dinlendirmesinin önemine dikkat çekti.

Çocuğun, 3 yaştan sonra sembolik oyunlara başlamasından ötürü oyun patnerine ve oyuncağa ihtiyaç duyduğunu belirtti. Özellikle “Sen şu ol, ben bu olayım…”oyunlarının çocuklarımızın duygularını anlamakta ve gelişimlerini izlemek açısından önem taşıdığını belirtti. Ne olmak istiyor, sizi ne yapmak istiyor, oyununda agresyon var mı ? Bunların çocukların ruhsal durumlarını anlamakta önemli ipuçları olabileceğini belirtti.

cocuklarla-nasil-oyun-oynanir-

Yetişkinlerin çok ve uzun cümlelerle konuştuklarına dikkat çekerek, daha sade sözcüklerin daha rahat anlaşılacağını belirtti.
Hayal gücünü harekete geçirebilmek için , kral hakkında bir fikir yaratmak istiyorsanız kral resmi göstermeyin ; bir kral hikayesi okuyun, çocuğunuz onun resmini yapsın dedi.
Elektronik aletlerin, konuşmayı geciktirme, odaklanamama, obeziteye ortam sağlama açısından çocukların ellerine verilmesinin sakıncalı olduğunun altını çizdi. Siz kendinize bakın siz bu tür aletlerle zaman geçiriyorsanız ; çocuğunuzun size benzemek istemesini doğal karşılamak gerekir dedi. Ebeveynlerin de kendilerine ilişkiye dayanan uğraşlar bulmalarını ve bu tür uğraşlara çocuklarıyla birlikte katılmaları önerisinde bulundu.
Akran çocuğu  olan arkadaş guruplarının  hem çocuklarımızı hem bizi besleyeceğini  ve sosyalleşmenin hem çocuklar hem de anneler için çok faydalı olduğunu söyledi.
Iraz Toros Suman Söyleşisini,
” Bol ilişki.. Bol çocuk.. Bol deneyim ……”   diyerek bitirdi.

1 – 5 Yaş Arası Çocuk Gelişimi

/ Uncategorized

Her çocuk kendi gelişim çizgisini oluşturur. O nedenle “gelişimin kilometre taşlarındaki yaşları” gerçek yaşlarının gerisinde veya ilerisinde olabilir. Belli bir gelişim aşamasında neler olduğu konusunda bilgi edinmek isteyenler için bir ile beş yaş arasındaki normal gelişim gösteren çocukların gelişiminin kilometre taşlarını paylaşıyoruz.

1-2 yaş arası:

  • Çevresini keşfeder, her şeye dokunmaya başlar.
  • Uzun bir öğle uykusu uyur.
  • Kısa süreler için kendi başına oynar.
  • Vücudunu keşfeder.

407930-3-4-18038

2-3 yaş arası:

  • Koşar, tırmanır, iter, çeker; çok aktiftir.
  • Bacakları paytak görünür.
  • Parmağıyla, kaşıkla yemek yer.
  • Giysilerinin bir kısmını kendi çıkarabilir.
  • Cinsel organını keşfeder.
  • Daha az uyur, kolay kalkar.
  • Rutin ister.
  • Her şeyi kendi yapmak ister.
  • Kararsızdır, kararını sık sık değiştirir.
  • Öfke patlamaları, duygu değişimleri yaşar.
  • Yetişkinler gibi davranmaya çalışır.
  • Kendi yaşındaki çocuklarla aynı yerde oynar; ama birlikte oynamaz.
  • Henüz paylaşmak, beklemek, sıra almak, bırakmak için hazır değildir.
  • Suyla oynamayı sever.
  • Tek tek sözcükler sarf eder, kısa cümleler kurar.
  • Negatiftir, “hayır”ı çok kullanır.
  • Söyleyebileceğinden daha fazlasını anlar.

2_3 yas

3-4 yaş arası:

  • Koşar, zıplar, tırmanır.
  • Yemeğini kendi yer, bardaktan içer.
  • Dökmeden bir şeyler taşıyabilir.
  • Soyunup giyinmede yardımcı olabilir.
  • Öğle uykusu istemeyebilir, ama sessizce oynar.
  • Yetişkinlere duyarlıdır, onaylanma ister.
  • Kötüleyici ifadelere karşı duyarlıdır.
  • İşbirliği yapar, kendi başına basit şeyler yapar.
  • “Ben de” aşamasındadır, dahil edilmek ister.
  • Eşyaları ve insanları merak eder.
  • Hayal gücü iyidir, karanlıktan veya hayvanlardan korkabilir.
  • Hayali bir arkadaş edinebilir.
  • Gece uyanabilir.
  • Çok konuşur, kısa cümleler kullanır.
  • Sırasını bekleyebilir, sabrı gelişmeye başlar.
  •  Oyuncaklarını toplamak gibi bir takım sorumluluklar alabilir.
  • Kendi başına oynamasını bilir; ama grup oyunlarında sorun çıkarabilir.
  • Kız babasına, erkek annesine daha çok bağlanır.
  • Kıskançtır; özellikle yeni bir bebeği kıskanabilir.
  • Suçluluk duygusunu tatmaya başlar.
  • Sızlanıp ağlayarak, sevgi gösterilmesini isteyerek duygusal güvensizliğini açığa vurur.
  • Parmağını emerek, tırnağını yiyerek gerilimini giderebilir.
  • Kendisini ifade etmeye başlar.

3_4 yas

4-5 yaş arası:

  • Boy ve kilo artışı sürer.
  • Uyum sağlamayı sürdürür.
  • Yemesi, uyuması iyidir.
  • Çok aktiftir.
  • Bir şeyler yapmaya başlar; ama pek bitirmez.
  • Patronluk yapmak ister, kendini över.
  • Diğer çocuklarla oynar; ama kendini öne çıkarır.
  • Kısa süren kavgalar edebilir.
  • Net konuşur; konuşması iyidir.
  • Hikayeler anlatır, abartır.
  • Duyduğu argo kelimeleri kullanmak hoşuna gider.
  • Anlamsız sözcükler uydurur.
  • Kahkaha atar, kıkırdar.
  • İşlerini ağırdan alır.
  • Söylendiğinde elini yüzünü yıkar.
  • “Nasıl” ve “niye” aşamasındadır.
  • Hayal gücü çok güçlüdür.
  • Yaşıtlarına bağlı olmaya başlar.

 

Sömestre tatilini nasıl geçirmeli?

/ Uncategorized

Çocuklar sömestre tatilini sabırsızlıkla beklediler ve nihayet bir eğitim dönemi geride kaldı. Tatil süresinin tamamının eğlence ve dinlenceyle geçmesine imkan olmasa da çocukların dinlenmelerine, özel zevkleri ile ilgili keyifli aktiviteler yapmalarına, yaşıtlarıyla bir arada olmalarına, oyun oynamalarına fırsat vermek, tatilin sonunda yeni döneme hazır olmaları için gerekli. Bunun yanı sıra, dersleri ile ilgili çocuklara sorumluk vererek ve tatil programını birlikte yaparak, bir birey olarak ona saygı duyduğunuzu gösterebilirsiniz.

Sömestre tatilinin nasıl geçmesi gerektiği ile ilgili olarak Uzman Pedagog Sevil Yavuz, ailelere önerilerde bulunuyor:

  • Çocuklar tatilin tadını çıkarmalı. Ailesiyle, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla, kimle isterlerse onlarla doya doya zaman geçirmeli. Buna çocuğun kendisinin karar vermesine fırsat vermeli.
  • Notlarının düşük olduğu dersleri gülümseyerek anlatmalı ve “artık ikinci dönem biraz daha fazla çalışarak düzeltirsin” diyerek moral vermeli. “Ben sana güveniyorum; ikinci dönem daha güzel olacak, daha başarılı olacaksın” gibi sözlerle çocuk yüreklendirilmeli ve bunu yapabileceğine inanıldığı gösterilmeli. Eğer özel desteğe ihtiyacı varsa tatil süresince fazla sıkmadan, özel ders desteği alınabilir.

cocuk_somestr_mkle

  • Çocuğun derslerinin hepsinde notları düşükse bunun nedeni araştırılmalı. Ailede çocuğu olumsuz etkileyen bir sorun mu var, okulda onu üzen bir olay mı oldu, çocukta öğrenme güçlüğü mü var; bunları bilip ona göre bir program uygulamalı. Bunları tespit edecek kişi ise pedagogdur. Başarısızlığın nedeni araştırılmadığında ve bunun için bir program uygulanarak olumsuz koşullar değiştirilmediğinde, sadece ek dersle çocuğun başarısını artırmak mümkün olmayacaktır.
  • Anne-babalar çocuklarını koşulsuz sevdiklerini göstermeli. Aileler sevgilerini çocukların akademik başarılarıyla koşullandırmamalı.
  • Çocuklar okula giderken erken kalktıkları için düzenli bir uyku saatlerinin olması önemli. Tatil zamanı çocuk erken kalkmayacağı için geç de yatabilir. Çocuklara uyku saatleri için baskı uygulanmamalı ve istedikleri saatte uyumalarına izin verilmeli. Çocukların gönüllerince eğlenmelerine ve dinlenmelerine fırsat verilmeli.

29694_0

  • Çocuğun tatilde olduğunu hissetmesi ve okulu, dersleri kısa bir süre için unutması sağlanmalı. Beraber hafta sonları, akşamları gezmeye gidilebilir. Müzeler gezilebilir. Çocukların yaşayarak öğrenmesine izin vermeli.
  • Çocuklar okulda yeterince kitap okuyup ödev yaptıkları için anne-babalar, “Tatilde kitap oku, şu alıştırma kitabını çöz ” gibi çocuğun yapması gereken şeylere karar vererek baskı yapmamalı. Anne-babalar, yoğun eğitim programından sonra çocuğun bu tatili hak ettiğini unutmamalı.

Uzman Pedagog Sevil Yavuz

www.pedagogsevilyavuz.com