Bebeklerde Dil Gelişimi

/ Uncategorized

Bebeğinizin o ilk sözcükleri, yanlış söylediği kelimeler, ilk kurduğu cümleler ne kadar unutulmazdır. “Erkek çocukları kız çocuklara göre daha geç konuşur, merak etme”, “Bebeğinle ne kadar çok konuşursan, o da o kadar çabuk konuşur” gibi diğer annelerden gelen deneyim aktarımları ve tavsiyeler kimi zaman içinizi rahatlatır, kimi zaman da “Acaba doktora danışmalı mıyım?” endişesini uyandırır. Bebeğinizin dil gelişiminin normal seyrinde olup olmadığını nasıl takip edebilirsiniz ve gelişimini nasıl destekleyebilirsiniz isterseniz göz atalım.

Konuşmak, çocuğunuzun hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biridir. Konuşma eylemi aslında taklit edilerek kazanılan bir yetenek olduğu için çocuğunuzun doğru ve güzel konuşmasında sizin destekleriniz oldukça önem taşır.

Bebeğin ağzından ilk anlamlı kelimeler ortalama 12 aylıkken çıkmaya başlar. İki kelimeden oluşan cümlelere geçiş ise genellikle 2 yaşındayken gerçekleşir. Yaşıtlarına kıyasla daha az konuşan bir çocuk birdenbire daha fazla konuşmaya başlayabilir veya erken konuşmaya başlayan bir çocuk sadece öğrendiği kelimelerde takılmış gibi durabilir. İki durumda da böyle bir sürecin gayet normal olduğunu ve panik yapmamanız gerektiğini bilmelisiniz.

Dil Gelişiminde Hangi Ayda Ne Beklenmeli?

Bebeğiniz:

  • 3. ayın sonunda sizin sesinizi tanır ve kendisi de farklı ihtiyaçları için farklı sesler çıkarır.
  • 6. ayın sonunda çıkardığı sesler iyice çoğalmıştır. Tek başınayken, oynarken de sesler çıkarmaya devam eder. Sizin ses tonunuzdaki değişikliklere göre tepkisi değişir. Bu dönem, onun ses çıkaran oyuncaklarla ve müzikle tanıştırıldığı dönemdir.
  • 12. ayın sonunda “baba” “mama” gibi ilk sözcüklerini söylemeye, duyduğu sesleri taklit etmeye başlamıştır. “Buraya gel” gibi basit komutları anlar. Ayakkabı, burun, ağız gibi kelimeleri tanır.
  • 18. ayın sonunda ona yakın olan kişilerin isimlerini, çok kullanılan eşyaların ve temel vücut organlarının adlarını bilir. 8 ilâ 10 kelimeyi telaffuz edebilmektedir.
  • 24. ayın sonunda iki kelimeden oluşan basit cümlelerini kurmaya başlamıştır. Tek kelimelik veya iki kelimelik soru cümleleri de kurabilir. En az 50 kelimeden oluşan bir sözcük haznesi oluşmuştur.

download (10)

Dil Gelişiminde Ona Nasıl Destek Olabilirsiniz?

Bebeğiniz doğar doğmaz hatta anne karnındayken bile onunla konuşmak fayda sağlar. Erken yaşlardan itibaren kendisiyle sözlü iletişim kurulan bebeklerin düzgün ve çabuk konuşabildikleri gözlenmiştir. Çocuğunuzun ileriki hayatında güzel konuşabilmesi için bebekliğinden itibaren ona şu 3 unsuru sağladığınızdan emin olun:

  • Özgüvenin ve başarının desteklendiği bir ortam
  • Bol tekrar
  • Eğlence

Onunla konuşurken; göz göze gelmeyi sağlamak, ona sürekli ismiyle hitap etmek ve kelime zenginliği taşıyan cümleler kurmanız önemli. Bebeğinizin nasıl olsa sizi anlamadığını düşünerek konuşmaktan kaçınmamalısınız.

images (3)

0 – 3 Ay: Bebeğinize şarkı söyleyin. Hem onunla konuşun hem de onun yanında başkaları ile konuşun. Kelimeleri anlamayacak ama sesinizi duymaktan hoşlanacaktır.

6 – 9 Ay: Henüz kelimeleri söyleyebilecek yaşta değildir. Ancak onunla iletişiminizde bazı kelimeleri daha sık tekrarlayarak, anlaşılır kılmaya çalışabilirsiniz. “Köpek nerede?” gibi basit sorular sorup, nerede olduğunu gösterebilirsiniz. Aynada kendisini gösterip “O kim?” diye sorduktan sonra, onun adını tekrar ederek söyleyebilirsiniz.

9 – 12 Ay: “Anne nerede?” diye sorulduğunda sizi arayacak; istediklerini ifade edebilmek için parmağıyla gösterecek, sesler çıkartacak veya vücudunu kullanacaktır. Bunlara daha çok teşvik edebilirsiniz. “Bay-Bay” hareketi bu dönemde bebeğinizin öğreneceği en kolay iletişim hareketidir.

12 – 15 Ay: Artık kelimeleri kullanmaya başladığı için sık kullandığınız eşyaları ona vererek isimlerini tekrarlamasını isteyebilirsiniz. Resimli kitaplara birlikte bakarken, resimdeki nesnelerin adlarını söyletebilirsiniz. Her zaman ona zengin cümlelerle konuşmanız onun daha fazla kelime öğrenmesini sağlayacaktır. Örneğin; “top” dediği zaman, “evet, bu kırmızı, büyük bir top” şeklinde ona geri tekrarlayın.

15 – 18 Ay: Size bir şey gösterdiğinde veya bir şey verdiğinde onunla o nesne hakkında konuşun. Örneğin, “Bana kitabını verdin. Teşekkür ederim. Bak, kitaptaki bebek nasıl top oynuyor?” gibi.

18 Ay – 2 Yaş: Ona basit şarkıları öğretebileceğiniz, “ayakkabını getir”, “bardağını getir” gibi temel komutları verebileceğiniz yaşa gelmiştir. Onunla oyunlar oynayabilirsiniz: Telefonla konuşmak, bebeklere yemek yedirmek gibi.

download (9)

Annelerin Aklına Takılan Diğer Sorular

Kız Çocuklar Gerçekten Daha mı Erken Konuşur? Uzmanlara göre kız çocuklar erkek çocuklara kıyasla konuşma sürecinde daha hızlı yol katediyorlar. Bunun sebebi tam olarak açıklanamıyor. Konuşma problemleri ve geç konuşma durumu erkek çocuklarda daha sık rastlanıyor. Ancak, zaman içinde dil yetenekleri eşitleniyor.

Arkadaşınızın 15 aylık bebeği cümle kurarken, sizin bebeğiniz sadece “mama, baba” gibi sadece basit kelimeleri söylüyor. Endişelenmeniz normal. Ancak, çocukların ilk kelimelerini söyleme yaşları 9 aydan 15 aya kadar geniş bir zaman dilimine yayılabiliyor. Özellikle çok dilin kullanıldığı ailelerde konuşma gecikiyor.

Hangi Hallerde Profesyonel Destek Almalıyım?

Eğer bebeğiniz:

  • 4 aylık olmuş ama hiç ses çıkarmıyorsa,
  • 15. aylık olmuş ve hiç anlaşılabilir bir kelime söylemiyorsa,
  • 2 yaşına gelmiş ve hâlâ kelimeleri yan yana getiremiyorsa bir profesyonele danışmanız yerinde olur.

Bebeğinizi Ek Gıda İle Tanıştırmak İçin Pratik Bilgiler

/ Uncategorized

Ek gıdaya geçiş dönemi, her anne için bebek büyütürken önemli bir dönüm noktasıdır. Bebeklerinin katı gıdayla daha iyi doyacağı düşüncesiyle anneler bu döneme geçiş için acele ederler. İstatistiklere göre, ülkemizde ek gıdaya, uzmanlar tarafından önerilen yaştan daha erken geçiliyor. Bunun paralelinde de, yine hatalı bir şekilde bebeklere verilen süt azaltılıyor veya tamamen kesiliyor. Ek gıdaya geçişte nelere dikkat etmeniz gerektiğine isterseniz göz atalım.

Bebeğinizin iştahına saygı göstererek, onu katı besinlerle sabırlı bir şekilde tanıştırmak önemlidir. Çünkü bu sayede hem yemek yemekten hoşlanacak hem de farklı tatları denemeye her zaman daha açık olacaktır. Katı gıdaya geçişte genel prensibiniz anne sütü miktarını azaltmamak olacağı için, gıdaları sadece önerilen miktarlarda vermeniz ve onu yemediği zamanlarda asla zorlamamanız gerekir.

Ek Gıdaya Geçiş İçin En Uygun Dönem Nedir?

İlk 6 ayda bebeğinizin ihtiyacının sadece süt olduğunu, 6. aydan önce verilecek katı gıdalar için vücudunun henüz hazır olmadığınızı bilmeniz gerekir. Sabırla 6. ayı beklemeli; bebeğine 6. aydan önce ek gıda veren hatalı annelerden biri olmamalısınız. Bebek, her ne kadar katı gıda için hazır gibi dursa da, 6. aydan önce onun vücudu bu gıdaları faydaya dönüştürebilecek kapasitede değildir. Dolayısıyla, sindirim problemleri ve uyku sorunları yaratabilir.

İlk 6 ayda sadece anne sütü vermeli ve 2 yaşına kadar da katı gıdayla birlikte süt vermeye devam etmelisiniz.

Baby-First-Foods

Bebekler Ek Gıdaya Nasıl Hazırlanmalı?

Bazı bebeklerin katı gıdaya geçişi daha zor olabilir. Bu gibi durumlarda acele etmeden süt vermeyi sürdürmelisiniz. Bebekleri katı gıda ile tanıştırmanın en ideal yolu, günde –tercihen öğle vaktinde- sadece birkaç tatlı kaşığı hazırladığınız mamadan vermektir. Öncesinde ya da sonrasında süt vermek de katı gıdaya zorlanmadan alışmasını sağlar.

Yedirmek için mümkün olduğunca küçük bir kaşık kullanmak veya parmağınızla yedirmek de bir seçenektir. Bebek besin hazırlayıcısı, Baby Cook, Philips Avent Wasabi Buharlı Pişirici & Blender gibi ürünlerden yardım alarak, gıda hazırlama sürecinizi kolaylaştırabilirsiniz.

Bebeğinize Hangi Ek Gıdaları Verebilirsiniz?

Meyve püresi, tahıllar, yoğurt, ekmek ve sebze püresi verilebilecek ek besinlerdendir. Meyve püresi için armut ve elma başlangıç için en uygun meyvelerdir. Sebze püresine alışması ise zaman alabilir. Havuç, patates ve kabakla başlamak daha uygundur. Sebze püresini bebeğinizin damak tadına uydurmak için bir miktar anne sütü eklemeniz önerilmektedir. Pirinç, yoğurt da ideal ek gıdalardandır.

Her 3 – 4 günde bir bebeğinizi yeni besinlerle tanıştırmalı; ek gıdaların hepsini aynı hafta içinde vermemelisiniz. Yemeyi reddettiği yiyecekleri yedirmeye çalışmaktan da vazgeçmemeli, 15 gün sonra tekrar vermeyi denemelisiniz.

bebek-beslenmesi-bakimi

Nelere Dikkat Etmelisiniz?

  • Ek gıdaya geçişte dikkat edeceğiniz en önemli konu, bebeğinizin alerjik ve sindirim sistemi ile ilgili sorunlar yaşayıp yaşamadığıdır. Bunu da en iyi, her yeni besini 3 – 4 gün aralıklarla vererek anlayabilirsiniz. Yine alerjik reaksiyonları takip edebilmek açısından gıdaların gündüz saatlerinde verilmesi daha uygundur.
  • Bebeklere 1 yaşına kadar verilmesi önerilmeyen yiyecekler vardır. Bunlar; balık dışında kalan deniz ürünleri, kuru yemiş, ceviz, bal ve çilektir. 1 yaşına gelinceye kadar inek sütü verilmesi de önerilmemektedir.
  • Yiyeceklerin iyi yıkanmış ve taze pişmiş olması dikkat etmeniz gereken diğer konudur.
  • Bebeğinizin iyi beslenip, beslenemediğini takip etmenin en iyi yolu kilo artışını gözlemlemektir. Düzenli doktor kontrolleri, ek gıdalarla ilgili doktorunuzdan öneri almak süreci kolaylaştıracaktır.

beaba

Anne Tavsiyesi Pratik Bilgiler

  • Babycook denilen buharlı pişirici ve blender‘ın bir arada olduğu ürünlerden edinin.
  • Taze çekilmiş kıymayı içine hiç bir şey koymadan biraz yağla kavurun. Daha sonra kıymaları buz kalıplarında koyun ve derin donduruca dondurun.Donduktan sonra çıkarıp minik küpler halinde buzdolabı poşetlerine koyun ve yeniden derin dondurucuya atın.
  • 8-9.aydan sonra dil balığı; somon ya da bulabildiğiniz deniz balıklarını fileto yaptırın. Bunları da bir parmak boyunda kesin ve çiğ olarak sararak derin donducuya atın.
  • Artık hergün bebeğinize taze mamalar hazırlamak çok kolay!
  • Babycook’un içine bir evde bulunan taze sebzelerden bir parça; bir parça pirinç vb ürün; bir ya da bir kaç küp hazırladığınız kıyma ya da balıktan atın. (bebeğiniz büyüdükçe miktarı arttırabilirsiniz)Tümünü çok kısa sürede buharda pişirip sonra hemen yanında yer alan blender’dan geçirin. Bebeğiniz için günlük, taze ve çok besleyici mamanız hazır!
  • Yukarıda yer alan her yeni besini farklı günlerde ekleme kuralını unutmayın!
  • Ayrıca hem bebeğinizin hem sizin rahatça kullanacağınız bir mama sandalyesi edinmek ve mama saatlerinde tepsiye ilgisini çekecek minik oyuncaklar koymak bu saatleri daha keyifli geçirmenizi sağlayacaktır.

Hamileler Hangi SporlarıYapabilir?

/ Uncategorized

Hamilelikte sporun önemi büyük. Doğru yapılan egzersizler hem hamileliğinizin sağlıklı geçmesine olanak tanıyor hem de normal doğum yapma şansınızı artırıyor. Fazla kilo artışını önlemek, hamilelikte ve doğum sonrasında ortaya çıkabilecek depresyon olasılığını azaltmak ve geceleri iyi uyumak için spora hamileliğiniz süresince yer vermeniz tavsiye ediliyor. Bu dönemde, elbette her sporu değil; sadece güvenli olan sporları yapmanız gerek. Bu sporların hangileri olduğuna ve dikkat etmeniz gereken durumlara isterseniz göz atalım.

download (7)

Hamilelik süresince en iyi egzersiz türleri; kalori yakmanızı sağlayarak kilonuzu kontrol altında tutan, doğum için kaslarınızı hazırlayan, kalp ritminizi düzenleyen ve vücudunuzu aşırı derecede yormayan egzersizler olarak öne çıkıyor. Bunların arasında da; yürüyüş, yüzme, su içinde yapılan ve sabit bisiklet üzerinde yapılan hafif tempolu egzersizler var. Hamile yogası, pilates de vücudu güçlendirdiği ve forma soktuğu için en çok tercih edilen spor türleri arasında yer alıyor. Ancak yoga ve pilates söz konusu olduğunda, bu sporları sadece profesyonel bir eğitmen eşliğinde yapmanız gerektiğini unutmamalısınız.

exercise-during-pregnancy

Egzersiz Süresi Ne Kadar Olmalı?

Egzersiz için ideal süre ortalama 30 dakikadır. Dilerseniz 30 dakikayı, 10’ar dakikalık bölümlere ayırarak, günde 3 kez farklı zamanlarda da yapabilirsiniz. Yaptığınız egzersizi her gün çeşitlendirmenin daha faydalı olduğunu unutmamalısınız. Örneğin; bir gün yürüyorsanız, ertesi gün yüzebilir veya pilates yapabilirsiniz. Ayrıca, merdiven çıkmak veya basit ev işlerini de spordan sayabilirsiniz.

Hamilelikte Hangi Sporlar Yapılmamalı?

Hamileliğiniz ilerledikçe, karnınızın büyümesi ile birlikte vücudunuzun denge merkezi de değişir. O yüzden özellikle dengenizi kaybetmenize yol açabilecek sporlardan kaçınmalısınız. Örneğin; ata binmek, cimnastik, buz pateni, tırmanış bunlar arasında sayılabilir. Düşme tehlikesine karşı tenis ve bisiklet sürmek de önerilmez. Karnınıza darbe almanıza yol açabilecek squash, futbol, voleybol, kickboks ve judodan da hamileliğiniz süresince uzak durmanız tavsiye edilmektedir.

Yüksek rakımlara çıkmanıza yol açan dağcılık gibi sporlardan da kaçınmalısınız. Benzer şekilde, eğlence amaçlı balona binmek, eğlence parklarındaki roller-coaster ve kaydıraklardan da bir süre uzak durmanız faydalı olacaktır. Her türlü dalış sporu da hamilelikte önerilmez.

download (6)

Spora Başlamadan Önce Doktorunuza Danışmanız Gereken Durumlar

– Daha önce düşük yaptıysanız,

– Anemi rahatsızlığınızın olması veya demir değerlerinizin düşük olması durumunda,

– İlaçla kontrol altına alınamayan yüksek tansiyonunuz olması halinde,

– Aşırı yüksek kiloda veya çok düşük kilodaysanız,

– Çok sigara içiyorsanız,

– İkiz bebek bekliyorsanız,

– Kalp, damar, eklem veya kas rahatsızlıklarınız varsa mutlaka spora başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız.

Hangi Durumlarda Egzersizi Bırakmalısınız?

– Eğer karnınızda, bacaklarınızda, göğsünüzde herhangi bir ağrı veya acı hissediyorsanız,

– Yorgunluk veya bayılma hissiniz varsa,

– Nefesinizin kesildiğini hissediyorsanız,

– Vajinal kanama veya vajinadan herhangi bir sıvı akışı söz konusu ise,

– Yürüme zorluğu çekiyorsanız egzersize hemen son vermelisiniz.

Egzersiz sırasında bebeğinizin genellikle hareketsiz olması normal karşılanır. Ancak olağan dışı bir hareketsizlik hissediyorsanız doktorunuza danışabilirsiniz.

Spor Yapan Hamilelere 10 Temel Tavsiye

1.Ekstra kalori alın.

2.Tehlikeli sporlardan uzak durun.

3.Uygun kıyafet giyin.

4.Isınma hareketlerini unutmayın.

5.Çok su için.

6.Sırtınızın üstüne düz şekilde uzanmaktan kaçının.

7.Çok fazla terlemeyin.

8.Yerden kalkarken yavaş hareketlerle kalkmaya özen gösterin.

9.Egzersiz sonrası soğuma hareketlerini unutmayın.

10.Günlük egzersizi alışkanlık haline getirin, düzenli şekilde yapın.

Çocuğumu Spora Nasıl Başlatmalıyım?

/ Uncategorized

Günümüzde cheap football kits çocuğunuzu spora başlatmak için futboldan, yüzmeye; tenisten, karateye kadar Cheap Real Madrid football shirts çok farklı kurs seçeneği bulunuyor. Hatta kursa başlatmak için alt sınır 3 yaşa kadar düşmüş durumda. Bu noktada, bütün anne – babaların aklına takılan soru “çocuğumu Cheap AC Milan football shirts hangi yaşta spora başlatmalı mıyım?” ya da “hangi spor onun gelişimi için en uygun?” oluyor. Çoğu Cheap England football shirts uzmana göre, çocukları erken yaşlardan itibaren aktif kılmak önemli. Bununla birlikte, erken yaşlarda sadece genel hareketlere ve oyuna odaklanılması; spesifik Cheap Manchester United football shirts sporlara yönelik hareketlerden kaçınılması gerekiyor.

Gymnastics-Center-Burleson-TX-1

İstatistiklere göre, çocukların son 10 yılda omuz ve dirsek rahatsızlıklarında ciddi artış kaydedilmiş. Bu durum da, çocukların olması gerekenden çok daha erken yaşta, henüz kemikleri gelişme döneminde iken spesifik sporlara başlatılmaları ile açıklanıyor. Çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde spor yapmasını mümkün kılmak için bakın neler yapabilirsiniz?

Yarışma içeren sporlardan uzak tutun. 7 – 8 yaşına kadar yarışma içeren sporlar çocuklarda strese neden oluyor. Bu nedenle, o yaşlara kadar çocuklarınızı rekabetin; kaybetmenin veya kazanmanın ön planda tutulduğu değil de, amacı eğlenmek olan sporlara yönlendirin.

Tek bir spor dalına yönlendirmeyin. Elbette çocuğunu gelecekte Pete Sampras olarak görmek ya da iyi bir yüzücü olmasını sağlamak her ebeveynin arzusudur. Ancak, çocuğu erken yaşlarda tek bir sporda uzmanlaştırmak, vücudunun sadece belli bölümlerini aşırı derecede kullanacağı için uzun vadede sorunlara neden olabiliyor. Onun yerine, vücudunu farklı şekillerde çalıştıracak şekilde aktiviteleri çeşitlendirmelisiniz. Örneğin, yazın yüzme dersine, kışın basketbola yazdırabilirsiniz.

download (1)

Dinlenmesini sağlayın. Aktif kalmak ve spor çeşitliliği önemli olsa da, çocukların vücutlarını ara ara dinlendirmeleri önem taşır. Bir yıl içerisinde bir sömestir dinlenmesini sağlayın. Spor aktivitesi yerine o sırada müzik veya güzel sanatlara ilişkin bir aktiviteye yönlendirebilirsiniz.

Üstünüzde baskı hissetmeyin. Çocuğunuzun en yakın arkadaşlarının erken yaşlardan itibaren tenis oynamayı öğreniyor, bale yapıyor olması; buna karşılık sizin çocuğunuzun bu tür düzenli bir aktivite içerisinde bulunmaması durumunda üstünüzde baskı hissetmeyin. Araştırmalara göre, erken yaşlarda yoğun spora başlatılan çocukların lise çağında spor yapmaya yönelik ilgi ve istekleri azalıyor. Çocuğunuzun spora yönelik isteksizliği karşısında endişelenmeyin. Onun yerine parkta birlikte top oynayabilir, ip atlayabilirsiniz.

Hangi Yaş, Hangi Spor İçin Uygundur?

Genellikle 6 yaşına kadar çocuklara ileri egzersiz içeren sporlar önerilmemektedir. Çünkü çocukların güvenli şekilde ve kontrollü olarak hareket edebilme kabiliyetleri ancak 6 yaşından sonra gelişir. Bu yaşa kadar çocuklarınızı dans, yüzme, bisiklet, jimnastik sporları ile tanıştırabilirsiniz.

download (4)

7 yaşından itibaren çocuğunuza futbol, basketbol, tenis gibi spor dallarında temel eğitim aldırabilirsiniz. Aynı şekilde yüzme, bisiklette de daha ileri egzersizlere yönlendirebilirsiniz.

10 yaştan sonra kuvvet gerektiren sporlar çocuğunuz için uygunluk taşır. Örneğin; karate, kürek, tekvando, atletizm bunlar arasında yer alır.

Unutmayın!

-Spor yapan bir çocuk daha fazla enerji harcadığı için daha çok beslenmelidir. Karbonhidrat, protein, vitamin ve mineral alımını; süt ürünleri tüketimini desteklemelisiniz.

-Spor yaparken sakatlanmaların önlenmesi için çocuklara mutlaka ısınma ve spor bitiminde soğuma hareketleri öğretilmelidir. Spor dalları ile tanıştırılırken doğru teknikler öğretilmeli ve düzgün bir antrenman programı yapılmalıdır.

-Çocuğunuzu spora başlatmadan önce bir sağlık muayenesinden geçirtmeniz faydalı olabilir.-Her çocuk her sporu yapabilir. Ancak, en uygun spor dalının seçiminde çocuğunuzun istekleri, antrenörün yönlendirmesi ve sizin imkanlarınız önem taşır. Kaldı ki, bir spordan bir diğerine geçiş yapmak için hiçbir zaman geç değildir.

Mama Sandalyesi Seçimini Nasıl Yapmalısınız?

/ Uncategorized

​Ek gıdaya geçişle birlikte bebeğiniz için yeni bir ihtiyaç daha baş gösterdi: Mama sandalyesi. “Acaba onu mu alsak, bunu mu alsak?” diye kafanız karışabilir. Alacağınız Cheap Barcelona football shirts mama sandalyesinin hangi özelliklere sahip olması gerektiğine ve hangi Cheap England football shirts
markanın ne özellikler sunduğuna ilişkin sizler için anne tavsiyeleri hazırladık.

Bebeğinize hazırladığınız sağlıklı gıdalar kadar, onun için oluşturduğunuz yemek ortamı da önem taşır. Yemek saatleri sosyalleşmesi için değerli bir zaman dilimidir. Hem keyifli, hem konforlu hem de güvenli bir mama sandalyesinin arzuladığınız yemek ortamını fazlasıyla sağlayacağından kuşkunuz olmasın.

Mama Sandalyesi Seçiminde Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Mama sandalyesi seçiminde Cheap Barcelona football shirts öncelikli olarak aşağıda yer verdiğimiz 3 özelliğe dikkat etmelisiniz. Ardından, sandalyenin işlevselliği, fiyatı ve yaşam alanınıza uygunluğu seçiminizde belirleyici olacaktır.

Güvenlik: Sandalyenin bebeğinizi bağlayabileceğiniz güvenlik kemerleri mutlaka olmalı. Bunun yanı sıra, sandalye ayakları yere güvenli bir açıyla oturmalı ve bebek üstünde hareket ettiğinde devrilme tehlikesi taşımamalı.

Hijyen: Sandalyenin hem oturma hem yemek yeme bölümünün kolay temizlenebilir cheap football kits ve kurulanabilir malzemeden yapılmış olması hijyen sağlar.

Hafiflik: Yemek saatlerinde masaya veya arzuladığınız yere kolaylıkla taşıyabileceğiniz ölçülerde ve ağırlıktaki bir mama sandalyesi pratiklik sunar. Seçeceğiniz sandalye hafif olmalı ve az yer kaplamalı.

Hangi Marka Hangi Özellikleri Sunuyor?

Chicco: Chicco markası çok sayıda mama sandalyesi seçeneği sunuyor. Bunlar arasında en çok tercih edileni Chicco Polly. Ön tepsisinin çıkabilmesi ve sandalye yüksekliğinin ayarlanabilmesi Chicco Polly Mama Sandalyesi’nin her masaya kolay adapte edilebilmesini sağlıyor. Sırt dayama cheap football shirts ve oturma yeri farklı pozisyonlara getirilebiliyor. Katlanabildiği için yerden kazandırıyor. Ancak açık hali diğer sandalyelere kıyasla daha çok yer kaplıyor. Kullanacağınız ortamda yer sıkıntınız yoksa konforlu ve ideal bir kullanım sunuyor.

Chicco-Polly-Cift-Kilifli-Mama-Sandalyesi-60004

 

Brevi B Fun: 6 aya kadar olan bebekler için ana kucağı olarak kullanılabiliyor. Bunun yanı sıra, çok fonksiyonlu mama sandalyesi olarak ve bebeğiniz masada yemek yiyebilecek duruma geldiğinde çocuk sandalyesi olarak kullanılabiliyor. 3 özelliğe bir arada sahip olması ve dolayısıyla 3 ürün ihtiyacını birden karşılaması nedeniyle anneler tarafından tercih ediliyor.

Ikea: Ikea Antilop Mama Sandalyesi, hafif oluşu, kolay taşınabilirliği, az yer kaplaması ve uygun fiyatı ile öne çıkıyor. Ancak, Ikea mama sandalyesinin emniyet kemeri içermemesi dezavantaj oluşturuyor.

Kraft Dondy: Hem beşik hem mama sandalyesi olarak kullanılabiliyor. Mama tepsisi çıkarılabiliyor. Ön tekerlekleri kaygan zeminde de güvenlik sağlayan özel fren sistemine sahip. Beşik olarak kullanıldığında farklı hızda sallanma ayarı içeriyor ve uzaktan kumanda ile çalışabiliyor.

dondy-5-6-z

 

Holmer: Holmer markasına ait mama sandalyesinin ayakları altında gizli tekerlekleri bulunuyor. Bacak arası barının koltuğu sabit olmaması bebeğe geniş bir oturma alanı sağlıyor.

Peg Perego: Koltuk, salıncak ve mama sandalyesi olarak kullanılabilme özelliği sunuyor. Kullanışlı ve şık bir tasarıma sahip. Diğer markaların mama sandalyelerine kıyasla daha yüksek fiyatlı.

13877_buyuk_1

Baby 2 Go: Tekerlekli ve katlanabilir olan mama sandalyesi leke tutmayan kumaşa sahip. Kademeli yükseklik ve sırt ayarı yapılabiliyor.

Anne Tavsiyesi!

Çocuğunuz için kaliteli bir mama sandalyesi almak istiyor ama fiyatları yüksek buluyorsanız 2. el mama sandalyesi satın alabilirsiniz. Kullanım süresi sınırlı olan bu tip ürünleri ikinci el almak çok mantıklı. İkinci el mama sandalyelerine buradan ulaşabilirsiniz.

 

İştahsız Çocuğa Yemek Yedirme Yolları

/ Uncategorized


Çocuğunun iştahsız olması ve yemek yememesi ebeveynleri en çok endişelendiren konuların başında geliyor. Oysa, çoğu çocukta dönemsel olarak iştah kaybının örneğin kışın daha çok, yazın daha az yeme eğiliminin cheap football tops yaşanabileceğini unutmamak gerek. Bazı çocuklar ise bir öğünde fazla, diğerinde az yeme refleksi sergileyebiliyorlar. Uzmanlara göre, eğer çocuğunuzda iştah kaybıyla birlikte kilo kaybı yoksa endişe etmeniz gereken bir durum da yok.

İştah Kaybının Nedeni Ne Olabilir?

Boğaz ağrısı, ateş gibi rahatsızlıklar bebek ve çocukta iştah kaybına yol açabilir. Eğer çocuğunuzda bir hastalık söz konusu değilse öğün aralarındaki atıştırmalıklar veya meyve suyu gibi içecekler ana öğünler için iştahını kapatıyor olabilir. Ya da normalden ve gerekenden daha az enerji harcıyor olmasının Cheap Barcelona football shirts da iştahsızlığa yol açabileceğini dikkate almalısınız.

1 yaşın üstündeki çocuklarda iştah; yaşa, enerji düzeyine, büyüme dönemine göre azalır veya artar. Eğer çocuğunuz sağlıklı ve mutlu görünüyorsa aniden ortaya çıkan bir iştah kaybı için endişe duymanıza gerek yok.

okul-cagindaki-cocuklarin-sabah-kahvalti-yapmasi-3952124_5005_o

İştahsız, Yemek Yemeyen Çocuğa Nasıl Davranmak Lazım?

Yemeğini yememek Cheap England football shirts için direnen bir çocuğa asla ısrar etmemelisiniz. Bu ısrar onda olumsuz bir etki yaratarak, yemekten daha fazla kaçınmasına neden olabilir. Onun yerine, yemek saatlerini daha eğlenceli hâle getirmeye çalışın.Onunla birlikte yiyeceklere eğlenceli isimler vermeyi deneyebilirsiniz. Örneğin; çocukların pek de lezzetli bulmadığı brokoli için “lezzetli küçük ağaç” gibi komik nitelendirmeler yapıp bu ağaçla ilgili uydurma bir hikaye anlatabilirsiniz. Bunun Cheap AC Milan football shirts yanı sıra; çocuğunuzun yememekte ısrar ettiği yiyecekleri yemesi için zorlamayın. Eğer imkanınız varsa ona aynı öğünde farklı yiyecekler önerin ve bu yiyeceklerin arasından seçim imkanı tanıyın.

Uzmanlar ebeveynlerin çocuklarla “sorumluluk paylaşımı” adı verilen beslenme teorisini uygulamalarını öneriyorlar. Bu teoriye göre, anne – baba çocuğun yiyeceği yemekleri seçiyor, onun için hazırlıyor, yemek saatlerini eğlenceli hâle getiriyor ve arada gereksiz atıştırmalıklara izin vermiyor. Çocuk ise Cheap Real Madrid football shirts sadece kendisine sunulan yemeği belli saatlerde ve belli miktarda yemekten sorumlu oluyor. Özetle çocuğunuz ne yiyeceğine siz karar verin ama zaman ve miktar ayarlamasını ona bırakın.

cocuk-gibi-yiyin

Pratik Tüyolar

Diğer anne – babaların çocuklarına yemek yedirmek için uyguladıkları yöntemler belki size de fikir verebilir.

Mini porsiyon her zaman kazanır. Her yiyeceğin “mini” porsiyonunun göze daha sevimli görüneceğini ve daha çok sempati toplayacağını unutmayın. Tostu kurabiye kalıpları ile küçük kalplere dönüştürmek, krepler ile gülen yüzler yapmak çocuğunuzun bunları yeme isteğini artırır.

Daha sık aralıklarla daha küçük porsiyonlar önerin. Unutmayın; çocukların midesi yetişkinlere göre küçüktür. Yemekte sizin kadar yemesini beklemeyin. Ana ve ara öğünlerden oluşan 5 veya 6 yemek onun günlük kalori ihtiyacını rahatlıkla karşılar.

Yeni yiyeceklerle yavaş yavaş tanıştırın. Her çocuğun oluşmuş bir yeme alışkanlığı ve favori yiyecekleri vardır; dolayısıyla ilk kez karşılaştıklarını reddetmesi normal karşılanmalıdır. Onu, yeni yiyeceklerle tanıştırmanın püf noktası; bunları az miktarlarda ve aşama aşama sunmaktır.

Sebzeleri soslarla birlikte önerin. Sebze sevmeyen bir çocuğunuz mu var? Küçük kesilmiş havuçları ranch sosa batırarak yemesini önerebilirsiniz. Aynı şekilde, ev yapımı humus, salsa sosu, yoğurtlu soslar da sebzelere lezzet katacaktır.

Sofraya oturmadan önce çocuğunuzla oyun oynayın. Oyun sayesinde neşelenen çocuk yemekten daha fazla keyif almaya başlar.

Ödül ve Ceza vermeyin! Yemek yedirmek için ısrar etmeyin, onu ödüllendirmeyin veya ceza vermeyin. Sanılanın aksine bu davranışlar çocuğun yeme alışkanlıklarını olumsuz yönde etkiler.

Alternatif yiyecekler kullanın. Çocuğunuz süt içmeyi reddediyorsa ya da kırmızı eti sevmiyorsa bunların yerine geçecek farklı ürünler deneyin.Et Yerine: Yumurta, peynir, kurubaklagil; Süt yerine: Ayran, cacık, kefir, yoğurt önerebilrisiniz.

Hep şekerli yiyecekler yemek istiyorsa: Evde fazla şekerli besin bulundurmayın. Böylece kolayca bulup yiyemez.Çikolata ve şekeri ödül olarak kullanmayın.Meyveleri çocuğunuzun ulaşabileceği bir yere koyun.Şekerli gıdaları yemek sonrası verin. Kesinlikle öğün aralarında atıştırma niyetine vermeyin.

Örnek Olun! Çocuklar sizin davranışlarınızdan etkilenir. Salata ya da kereviz yerken ne kadar lezzetli olduğunu yemekten ne kadar keyif aldığınızı ona hissettirin ama yemesi için ısrar etmeyin. Ayrıca 4-5 yaşından sonra hangi yiyecekte hangi vitamin ve besinler olduğunuve ne işe yaradığını ona didaktik olmayan eğlenceli bir dille anlatın ama asla ısrar etmeyin.

Eğlenceli Tabaklar: Özellikle 1-4 yas grubunda genellikle işe yarar.

fish-1

374-4142_eglencelikahvaltitabagi-img_9739

 

Cocuklar-Icin-Beslenme

 

Dikkat!

Genellikle çocuklardaki iştah kaybı geçici ve dönemseldir. Eğer çocuğunuzda strese, huzursuzluğa ve depresyona bağlı olarak bir iştah kaybı gözlemliyorsanız bir uzmandan destek alabilirsiniz. Bunun için; ebeveyn olarak göreviniz sorunu hemen ve doğru tespit edebilmektir. Eğer yemek yememenin gerisinde ciddi bir sorun görüyorsanız, çabuk müdahaleniz yerinde olacaktır. Antibiyotik kullanımı süresince veya diş çıkaran çocuklarda iştahsızlık gözlebilir.

 

Bebeğinize Diş Fırçalamayı Sevdirin

/ Uncategorized

Bebeğinizin minik dişleri yavaş yavaş görünmeye başladı. Takip eden dönemde o dişsiz gülüşünün yerini küçük süt dişlerinin göründüğü bir gülüş alacak. Süt dişleri nasıl olsa düşecek; önemsiz diye düşünmeyin. Bu dişler gerçek dişlerin yerini hazırlaması açısından önem taşır. Ayrıca bebeğinizin sağlıklı süt dişlerine sahip olması yemesini ve düzgün konuşmasını da kolaylaştırır.

indir (3)

Bebeğinizin ağız bakımına cheap football shirts doğar doğmaz başlamalısınız. Bu aşamada fırça ve diş macununa ihtiyacınız olmaz. Bakterileri diş ve diş etlerinden uzaklaştırmak için; nemli, yumuşak bir el bezi yardımıyla diş etlerini günde en az iki kez silin. Bu işlemi özellikle yemeklerden sonra ve yatmadan önce yapabilirsiniz.

Diş Fırçasıyla İlk Tanışma

Bebeğinizin süt dişleri görünür görünmez diş fırçası kullanmaya başlayabilirsiniz. İlk fırça olarak yumuşak, küçük başlı ve büyük tutma sapı olan bir fırça tercih etmelisiniz. Pirinç tanesi büyüklüğünde diş macununu ıslatılmış fırçanın üzerine koyarak bebeğinizin süt cheap football kits dişlerini fırçalayın. Çocuğunuz 3 yaşına gelince diş macunu miktarını nohut büyüklüğüne artırabilirsiniz. Bebeğinizin dişlerini kendisi fırça tutma yaşına gelene kadar siz fırçalayabilirsiniz. Yardımınız olmaksızın ağzını çalkalayıp, tükürebilene kadar hep gözetimini yapmalısınız. Bunu çocuklar genellikle 6 yaşına ulaştıklarında gerçekleştirebilirler.

Çürüklere karşı hep dikkatli olun. Kahverengi veya beyaz lekeleri takip edin. Eğer bebeğinizin dişlerinde herhangi bir soruna rastlamazsanız ilk diş hekimi ziyareti için 1 yaş uygundur. Cheap Manchester United football shirts Diş hekiminiz size, bebeğinizin diş bakımı, dişlerin yenileriyle değişmesi süreci, florür ve parmak emme hakkında bilgi ve tavsiye verecektir.

indir (4)

Bebeklerde ve Çocuklarda Diş Fırçalamanın Önemi

Unutmayın; diş çürüğünün en önemli nedeni şeker. Bebeğiniz şekerli bir besin yediği andan itibaren şeker, dişlerinin mineral tabakasına zarar vermeye başlar. Dişlerin kendini onarması Cheap Real Madrid football shirts saatler alır. Ancak gün içinde sık aralıklarla şeker yiyen bir çocuğun dişleri kendini onarmak için yeterli süreyi bulamaz.

Ona her şeyden önce şekerli yiyeceklerin; özellikle sakız gibi dişe yapışan ürünlerin zararlı olduğunu anlatmalısınız. Bu tür yiyecekleri yedikten sonra mutlaka dişlerini fırçalaması gerektiğine yönelik eğitim vermelisiniz.

Süt dişleri çürümeleri ve çekilmeleri halinde kalıcı dişler açısından risk oluşturur. Çekilen dişlerin yerine kayan diğer süt dişleri alttan gelen dişlere kılavuzluk edemez ve kalıcı dişlerin çapraşık çıkmasına neden olur. Bu nedenle düzenli fırçalama ile erken yaşlardan itibaren kalıcı dişler kadar süt dişlerinin de korunması önem taşır.

indir (5)

Bebeğinize ve Çocuklarınıza Diş Fırçalama Alışkanlığını Nasıl Kazandırabilirsiniz?

Çocuklar için özel üretilmiş onların ağız yapılarına uygun, yumuşak diş fırçaları bulmak artık çok kolay. Anne – babaların en sık karşılaştıkları sorun, çocuklarına diş fırçalamayı sevdirme ve fırçalama alışkanlığını kazandırmaktır. Bu alışkanlığın kazandırılması için neler yapılabilir?

Diş fırçalamayı bir oyun Cheap England football shirts haline getirebilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzdan kendisinin dişlerini fırçaladıktan sonra, sizin dişlerinizi fırçalamasını isteyebilirsiniz. Aynı şekilde siz de tekrar onunkileri fırçalayabilirsiniz.

-Fırçalama motivasyonunu artıracak fırça ve diş macunları alabilirsiniz. Bunlar canlı renklerde veya sevdiği kahramanların olduğu fırça veya macunlar olabilir. Hatta birkaç tane farklı set almanız fırçasından kısa sürede bıkmasını da engelleyecektir.

-Bir takvim oluşturabilirsiniz. Çocuğunuzun dişini fırçaladığı her gün sonunda, o günün üstüne bir çıkartma yapıştırabilir; hafta sonunda da bunun ödülü olarak onun istediği bir oyunu oynayabilirsiniz. Böylelikle çocuğunuz, diş bakımı ile eğlenceyi özdeşleştirmiş olacaktır.

 

Endişeye Yer Yok: Bu Sadece “Lohusalık Hüznü!”

/ Uncategorized

​Birazdan, lohusalık depresyonu yaşamış ama yaşarken bunu farketmemiş bir annenin deneyimlerini, hissettiklerini ve naçizane tavsiyelerini okuyacaksınız. Doğumun hemen arkasından cheap football kits yaşanan lohusalık hüznü veya lohusalık depresyonu her annede farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Sadece birkaç hafta sürüyor. Bu süreçte neler yapmanız gerektiğini bilirseniz bu sendromu gayet kolay atlatabiliyorsunuz.

Aslında bunu depresyon veya hüzünden ziyade doğum sonrası ruh hali değişikliği olarak tanımlamak daha uygun olur. Bu ruh hali değişikliği, aniden değişen yeni hayatınıza adapte olamamakla yakından ilgili. Her gece sık sık uyanmak durumunda kalmak, yorgun düşmek, bebeğinizin sürekli ağlaması, uyumaması, sütünüzün az olması Cheap Barcelona football shirts ve daha pek çok neden bu depresyonu tetikleyebiliyor.

lohusa-nedir

Lohusalık Depresyonu Yaşadığınızı Nasıl Anlarsınız?

Lohusalık hüznü genellikle doğumu takiben ilk iki ay içerisinde herhangi bir dönemde ortaya çıkar. Başlıca semptomları arasında da şunlar yer alır:

– Sinirlilik hali, aşırı duyarlılık,

– Konsantrasyonda güçlük çekme,

– Endişe ve üzüntü,

– Her şeye sık sık ağlama hali,

– Mutsuzluk, umutsuzluk, cheap football tops çaresizlik ve suçluluk gibi negatif duygular yaşama,

– Normalde keyif aldığınız aktivitelere karşı ilgi kaybı,

– Uyumada güçlük,

– Yorgunluk ve kendini tükenmiş hissetme,

– Yeme alışkanlıklarında ve iştahta değişiklik,

– Baş ağrısı, karın ağrısı, kas ağrıları.

Bunlardan birkaçını Cheap AC Milan football shirts aynı anda hissediyor olmak lohusalık hüznü yaşadığınıza işaret edebilir. Bir anda, kendinizi her şeye sık sık ağlayan, yorgun, hiçbir şeye yetemeyen, çevresindekilerin en ufak sözünden alınan ve incinen biri olarak bulabilirsiniz. Bu depresyondan başta eşler ve bebeğinizin bakımı için yardımınıza koşan anne ve kayınvalideler de fazlasıyla nasibini alır.

depresyon-nedenleri

Neler Yapmak Lazım?

Öncelikle şunu bilin: Bu ruh hali değişikliklerini yaşayan ve çevresindekilere yansıtan sadece siz değilsiniz. Yeni annelerin yarısından çoğu bu depresyonu yaşıyor. Yukarıda sayılan durumlardan hangisini hissediyorsanız veya yaşıyorsanız bu durumdan dolayı kendinizi suçlu hissetmeyin. Unutmayın; bu geçici bir süreç. Sizin kötü ya da bebeğini sevmeyen bir anne olduğunuz anlamına gelmiyor. Sadece birkaç hafta süre ile bunları yaşayacaksınız ve ardından bu negatif hisler azalacak veya kaybolacak.

Ne hissettiğinizi çevrenizdekilerle paylaşmak depresyonu hafifleten yollardan biri. Özellikle sizin gibi bunu yaşamış annelerin deneyimlerini dinlemek faydalı olabilir. İnternetten forumları açıp okuyun. Her yeni annenin hemen hemen sizin hissettiklerinizi yaşadığını göreceksiniz.

Kendinizi ihmal etmeyin. Bebeğinizi eşinize veya bir yakınınıza emanet edip, dışarı çıkın. Normalde makyaj yapan biriyseniz makyaj yapın. Alışverişe gidin. Dışarıda oturup, sevdiğiniz bir arkadaşınızla kahve için.

Her anınızı bebeğinizle birlikte geçirmek zorunda değilsiniz. Sık aralıklarla emzirmek durumunda olmak, geceleri uykusuz kalmak yorgunluğa ve bitkinliğe neden olabiliyor. Elle veya elektrikli süt çekme makinelerinden edinin; sütünüzü çekin ve acıktığında bebeğinize verilmesi için bırakın. Bu görevi seve seve üstlenecek mutlaka bir yakınınız veya arkadaşınız olacaktır. O sırada uyuyun, dinlenin veya eşinizle baş başa vakit geçirin.

Yorgun, Yeni Anneye Tavsiyeler

Bu geçici lohusalık depresyon dönemini en iyi şekilde atlatabilmenin yolu yardım almaktan geçiyor. Her işi kendiniz yapmaya uğraşmayın. Bebeğiniz uyurken çamaşır yıkamaya, evi temizlemeye kalkışmayın. Siz de o sırada dinlenin. Bu işler için akraba veya tanıdığınızdan Cheap England football shirts yardım istemekten çekinmeyin. Yemek yapmak çok vaktinizi alıyorsa dışardan sipariş verin.

Dikkat!

Lohusalık hüznü genellikle klinik tedavi gerektirmeden atlatılan bir durumdur. Ancak, bebeğinize zarar verebilecek hissiyata sahipseniz veya bebeğin bakımını üstlenemeyecek kadar kendinizi yetersiz hissediyorsanız profesyonel yardım almanız uygun olur.

Bunun dışında; bilin ki depresyon hüznünü yaklaşık % 80 yeni anne yaşıyor. Bu negatif hisler geçiyor. Sadece sahip olduklarınız için şükredin ve bebeğinizle geçirdiğiniz her anın tadını çıkarın.

Tutumluanne.com lohusa anne destek önerilerini de sevdiklerinizle paylaşın 🙂11225440_569287109886671_8149597148932007695_n

 

Gece Terörü

/ Uncategorized

​Gece terörü uyku terörü olarak da bilinir. Genellikle çocuklarda görülen, kabusa benzeyen ancak gerçekleşme şekli daha farklı olan bir uyku sorunudur. Bu sorun; anne-babalar için endişe verici olsa da, aslında zamanla kendi kendine geçen ve tedavi gerektirmeyen geçici bir durumdur.

Gece Terörü Nedir?

Uyku çeşitli safhalardan oluşur. Uykunun “Rapid Eye Movement (REM)” yani “Hızlı Göz Hareketi” adı verilen safhası rüyalarımızı gördüğümüz safhadır. Gece terörü ise uykunun REM olmayan, daha derin bir aşamasında veya bir aşamadan diğerine geçerken gerçekleşir. Ani bir korku hâli olup; rüyalara ve kabuslara benzemezler.

Kabus mu? Gece Terörü mü?

İkisi de benzerlikler taşır ancak birbirinden ayırmak zor değildir. Şöyle ki, gece terörü çoğunlukla uykunun ilk 2 veya 3 saatlik bölümünde ortaya çıkar. Oysa kabuslar uykunun daha geç bir aşamasında, genellikle sabahın erken saatlerinde görülürler. Gece terörü yaşayan çocuklar rahatlatmaya, sakinleştirmeye cevap vermezler ve uyandıklarında neden korktuklarını hatırlamazlar. Bununla birlikte, kabusa bağlı uyanan bir çocuk neden korktuğunu hatırlar ve anne-babası tarafından daha kolay sakinleştirilebilir.

NightTerrors_FI

 

Gece Terörünün Belirtileri Nelerdir?

Gece terörü yaşayan bir çocuk yatağında aniden oturarak bağırmaya veya çığlık atmaya başlar. Nefes alışları, kalp atışı hızlıdır, terlemiş de olabilir. Korkmuş haldedir. Birkaç dakika sonrasında genellikle kendi kendine sakinleşir ve uykusuna geri döner. Gece terörü uykunun en derin yerinde gerçekleştiği için, bunu yaşayan bir çocuk ertesi gün buna dair hiçbir şey hatırlamayacaktır.

Gece Terörünün Nedenleri Nelerdir?

Uyku esnasında merkezi sinir sisteminin fazla uyarılması gece terörüne neden olur. Bunu yaşayan çocuklarda; uyuma ve uyanmaya ilişkin beyin faaliyetlerini düzenleyen merkezi sinir sistemi henüz olgunlaşmamış olabilir. Genetik yatkınlık da % 80 oranında rol oynar. Genellikle gece terörüne maruz kalan çocukların aile bireylerinde uyur gezerlik gibi benzer uyku problemleri bulunur.

Çoğunlukla aşağıdaki durumları yaşayan çocukların bu sorunla karşılaştıkları gözlemlenmiştir:

  • ·Çok yorgun, hasta, stresli veya yorgun olmaları,
  • ·Yeni bir ilaca başlamaları,
  • ·Alıştıkları ortamdan veya evlerinde uzakta uyumak durumunda kalmaları.

Gece terörü, çocukların % 3 ilâ 6’sında görülen nadir bir durumdur. 4-12 yaş arasındaki çocuklarda daha sık karşılaşılmakla birlikte, 18 aylık bebeklerde de görülebildiği belirtilmektedir. Erkeklerde daha yaygındır.

download (3)

Çözümü Nedir?

Bu sorunu yaşayan çocuklarını sakinleştirmekte veya rahatlatmakta çaresiz kalan anne – babalar genellikle endişe duyarlar. Uyku terörünü kontrol edebilmenin en iyi yolu sabırlı şekilde beklemek ve çocuğun kendisine o birkaç dakikalık sürede herhangi bir zarar vermesini engellemektir. Kısa bir süre sonrasında çocuklar genellikle sakinleşir ve uykularına geri dönerler.

Çocuk gece terörü yaşarken anne baba ne yapmalıdır?
  • Öncelikle bunun geçici bir durum olduğunu hatırlayıp sakin olun ve çocuğun kendine zarar vermesini engelleyin.
  • Çocuğunuzu sakinleştirip normal uykuya dönmesine yardım edin.
  • Çocuğunuza sarılın, ellerini tutun ve onu sakinleştirecek sözler söyleyin.
  • Uyandırmaya çalışmayın, derin uykuda oldukları için terör sırasında uyanmazlar.

Uyku terörünü yaşayan bir çocuğa karşı yapılacak en doğru hareket, onu uyandırmamaktır. Zaten uyandırma girişimleri genellikle başarısızlıkla sonuçlanır. Çocuğun uyandırılması onda daha çok zihin karışıklığı yaratır ve uykuya tekrar dalmasını güçleştirir.

Gece terörünün herhangi bir tedavisi yoktur. Sadece bazı önlemleri alarak sorunun ortaya çıkmasını önleyebilirsiniz:

  • ·Çocuğunuzun stresini azaltın.
  • ·Uyku eğitimi verin; rutin bir uyku düzeni oluşturmasını sağlayın.
  • ·Her gün yeterli uykuyu aldığından emin olun.
  • ·Gereğinden fazla yorulmasına ve gece geç saatlere kadar uyanık kalmasına izin vermeyin.

Unutmayın!

Gece terörünün ne olduğunu anlamak ve buna yönelik bir tedavi olmadığını, zamanla kendi kendine geçeceğini bilmek endişelerinizi azaltır. Eğer, çocuğunuz çok sıklıkla bu sorunu yaşıyorsa doktorunuzla görüşebilir ve gerekirse bir uyku terapistinden yardım alabilirsiniz.

Hamilelikte Beslenme: Faydalı; yasak ve dikkat edilmesi gereken besinler

/ Uncategorized

Hamilelikte iyi ve doğru beslenmek bebeğiniz anne karnında büyümesi ve gelişimi açısından önemlidir. Günde; ekmek ve tahıl ürünlerinden 6 ilâ 11 porsiyon, 2 – 4 porsiyon meyve, 4 veya daha fazla porsiyon mevsim sebzesi, süt ürünlerinden ortalama 4 porsiyon ve 3 porsiyon da et, tavuk, balık, yumurta gibi protein kaynaklarından tüketmeniz tavsiye edilmektedir. Alkolden ve bakteri içerebilecek yiyeceklerden kaçınmanız, kafein içeren içeceklerin miktarına ise dikkat etmeniz gerekmektedir.

Gebelik sürecinizde genel olarak yeterli miktarda kalsiyum, protein, demir, C vitamini, folik asit, lifli gıdalar aldığınızdan emin olmalısınız. Aynı şekilde, bol miktarda su ve sıvı almanız da da önem taşır. Hangi besinlerin ne işe yaradığını, hangi yiyecek ve içeceklerden kaçınmanız gerektiğini biliyor musunuz?

15 Nutritious fruits to eat during pregnancy

Hamilelikte En Çok Tüketilmesi Gereken Gıdalar

Süt, Yoğurt ve Peynir: Bebeğin kemik ve diş gelişimini sağlamak, kendinizin de diş ve kemikle ilgili sorunlar yaşamaması için kalsiyum kaynağı olan süt, yoğurt ve peynir tüketiminize dikkat etmelisiniz.

Et, Tavuk ve Yumurta: Protein bakımından zengin olan bu gıdaların hamilelikte mümkün olduğunca tüketilmesi gerekir. Bu besinler hücre oluşumunu ve hücrelerin yenilenmesini sağlar.

Balık: Balık, Omega 3 içerir; beslenme açısından önemlidir. Bebeğin beyin hücrelerinin gelişimi için de Omega 3’e ihtiyacı vardır.

Ekmek ve Tahıllar: Vücudun gereksinim duyduğu enerji karbonhidratlardan karşılanır. Ekmek, makarna, pirinç gibi besinler ve tahıllar da karbonhidrat içerdikleri için gebe kadınlar tarafından her gün düzenli olarak tüketilmelidirler.

Meyve ve Sebzeler: Taze meyvelerin ve mevsim sebzelerinin tüketilmesi hamilelik sürecinde önemlidir. Özellikle; ıspanak, semizotu, brokoli gibi sebzeler vücudun ihtiyaç duyduğu folik asiti karşılar.

eatwell-plate

Kaçınmanız Gereken Yiyecekler, İçecekler

Alkol: Alkolün erken doğuma, zeka geriliğine, doğum kusurlarına ve düşük kilolu bebeklere neden olduğu bilinmektedir. Alkolden mümkün olduğunca kaçının.

Pastorize Edilmemiş Süt Ürünleri: Feta, Brie, Camembert gibi yumuşak ve pastorize olmayan peynirlerden ve çiğ sütten uzak durun. Pastorize edilmemiş süt ürünleri Listeria enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Buna karşılık sert peynirlerin, işlem görmüş peynirlerin, krem peynirlerin veya yoğurdun tüketilmesinde sakınca yoktur.

Sakarin: Hamilelik döneminde sakarin kullanımından kaçınılması tavsiye edilmektedir. Bunun nedeni de, sakarinin plasenta yoluyla bebeğin kan dolaşımına geçmesidir. Bebeğin sakarini mesanesinden atması uzun sürmekte, bu da mesane kanseri riskini artırabilmektedir. Aspartam içeren yapay tatlandırıcıların kullanımı ise –aşırıya kaçmamak kaydıyla- güvenli olarak kabul edilir.

Civa İçeren Balık Türleri: Diğer balıkları yiyerek beslenen, uzun yaşayan büyük balıklarda metil civa seviyesi yüksektir. Araştırmalar, gebelik döneminde yüksek civa içeren balıkları sık tüketmenin bebeğin beyin ve sinir sisteminin gelişimini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Dolayısıyla bu balıklar hamile kadınlar tarafından kesinlikle tüketilmemelidir. Çiğ balık, suşi, midye tüketiminden de kaçınılmalıdır.

Çiğ et&şarküteri: Çiğ veya iyi pişmemiş et ve et ürünlerinden (sucuk, salam, sosis, çiğ köfte gibi) toksoplazma riski nedeniyle  kaçının.

2011_11_4-2011_11_4_5_17_27

Bu Besinleri Tüketirken Dikkat!

Kafein: Kahve, çay, kola, kakao ve çikolatada bulunan kafeinin fazla miktarda alınması bebeklerde düşük kiloya yol açabilmektedir. Araştırmalara göre, günde 200 veya daha fazla mg kafein tüketen hamilelerin hiç tüketmeyenlere kıyasla iki kat daha fazla düşük yapma olasılıkları bulunmaktadır.

Çiğ Et ve Yıkanmamış Sebzeler: Hamilelik sürecinde etlerin iyi pişirilerek yenmesi, meyve sebzelerin iyi yıkanması toksoplazma enfeksiyonundan korunmak açısından önemlidir. Gebelikte anne adayı tarafından toksoplazma enfeksiyonu geçirilmesi, bu enfeksiyonun plasenta yoluyla bebeğe de taşınmasına neden olur. Enfeksiyon bebekte çeşitli kusurların gelişmesine neden olabilmektedir.

Bitki Çayları: Bitki çayları genel olarak faydalı olmakla beraber gebelik döneminde dikkatli tüketilmesi gerekir. Elam çayı gibi meyve çayları; ıhlamur ve papatya çayı gibi çayları çok abartmadan tüketebilirsiniz. Ancak örneğin adaçayı, sinameki, fesleğen, keten tohumu, ahududu çayı gibi çaylar sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, gebelikte kanama riskini ve rahim kasılmalarını artırarak erken doğum yapma riskini artırabilmektedir.

Not: Bu bilgiler tavsiye niteliğinde olup her zaman doktorunuzun tavsiyelerini dinleyin.